Euro

53,4370

Dolar

45,8917

Altın

6.625,23

  • Ekleme: 01.06.2026 10:44 Güncelleme: 01.06.2026 10:45

Mümin zemzem gibi olmalıdır

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.”(Tevbe Suresi, 119)

Doğrularla beraber olmak, sadece doğru insanları sevmek değildir; doğruluğu temsil eden bir duruşa sahip olmaktır. İnsan değişse de değişmemek, ortam bozulsa da özünü koruyabilmek ve hakikatin çizgisinden ayrılmamaktır. İşte Zemzem bize tam da bunu öğretir.

Zemzem sıradan bir su değildir. Asırlardır akar ama bozulmaz. Sayısız insan içer ama tükenmez. Hangi suya karışsa kendi berraklığını korur. İşte mümin de böyle olmalıdır. Bulunduğu ortamın rengini alan değil; bulunduğu ortama yön veren bir karaktere sahip olmalıdır.

Zemzem’in hikâyesi Hz. Hacer ile başlar. Issız bir vadide, hiçbir imkân yokken ortaya konulan büyük bir teslimiyet vardır. Hz. Hacer’in “Bunu sana Allah mı emretti?” sorusuna aldığı “Evet” cevabı, tevekkülün özüdür. Çünkü mümin olmanın temel şartlarından biri Allah’a güvenmektir.

Hz. Hacer koşmuştur; ama panikle değil, kulluk bilinciyle… Safâ ile Merve arasında gidip gelirken aslında şunu göstermiştir: “Ben üzerime düşeni yapıyorum.” Mümin de böyledir. Gayret eder, mücadele eder ve üzerine düşeni yerine getirir; fakat sonucu Allah’a bırakır.

Ve su, koşulan tepelerden değil; en zayıf görünen yerden, bir bebeğin ayağının altından çıkar. Çünkü Allah bazen en büyük bereketi en umulmadık yerden verir. Mümin de emeğinin sonucunu hemen görmek zorunda değildir. Ona düşen şey, istikameti kaybetmeden yürümektir.

Bugün ise birçok insan bulunduğu çevreye göre şekil alıyor. Kabul görmek için değerlerinden taviz veriyor, dışlanmamak için hakikati geri plana itiyor. Zamanla insan çevresini değiştirmek yerine, çevresinin etkisinde kalmaya başlıyor. Oysa müminin görevi sürüklenmek değil; yön vermektir.

Dijital çağda yaşıyoruz. Artık insan sadece bulunduğu ortamdan değil, ekranlar aracılığıyla her gün karşılaştığı sayısız fikirden, akımdan ve etkiden de besleniyor. Bir paylaşım, bir video veya bir yorum farkına varmadan düşüncelerimizi ve davranışlarımızı şekillendirebiliyor. Bu sebeple günümüzde müminin kimliğini koruması daha büyük bir önem taşımaktadır. Mümin; gündemin, modaların ve sosyal medya rüzgârlarının peşinden sürüklenen değil, ahlâkı ve duruşuyla çevresine yön veren insan olmalıdır.

Zemzem’in en dikkat çekici yönü budur: Karıştığı şeyi kendine benzetir ama kendisi değişmez. Mümin de kimliğini kaybetmeden yaşamalıdır. Sözüyle, ahlâkıyla ve duruşuyla bulunduğu yere tesir etmelidir. Çağın baskıları karşısında değerlerinden taviz vermeden yaşayabilmeli, bulunduğu ortama güzellik, dürüstlük ve istikamet taşıyabilmelidir. Çünkü gerçek etki, sadece anlatmak değil; temsil edebilmektir.

Hakikat çoğu zaman kalabalıkla taşınmaz. Bazen insan doğruyu savunurken yalnız kalır. Ama önemli olan insanların alkışı değil, Allah katındaki doğruluktur. Çünkü mümin şartların değil, hakikatin insanıdır.

Zemzem hâlâ akıyor…

Asıl mesele ise sadece o sudan içmek değil; onun gibi berrak kalabilmektir. Çağın kirine rağmen bozulmadan yaşayabilmek, özünü koruyabilmek ve insanlara fayda verebilmektir. Çünkü iman sözden önce hâl işidir ve gerçek mümin, Zemzem gibi olmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.