Euro

53,4330

Dolar

45,8882

Altın

6.621,81

  • Ekleme: 13.05.2026 11:01 Güncelleme: 13.05.2026 11:02

Algılar çağında hakikatte kalabilmek

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Çünkü onlar ancak zanna uyarlar ve sadece tahminde bulunurlar.” (En‘âm Suresi, 116)

İnsan, çoğu zaman kalabalığın içinde kendini güvende hisseder. Herkesin yaptığı şeyi doğru, herkesin normal gördüğü şeyi de meşru zannetmeye meyillidir. Çünkü çoğunluğa uymak nefse kolay gelir. İnsan bazen yanlış olduğunu bildiği bir şeyi bile sırf dışlanmamak için yapabilir. İşte Kur’an burada çok önemli bir ölçü koyar; hakikat her zaman çoğunlukta olmayabilir.

Bugün bu tehlike geçmiş dönemlerden daha güçlü hâle gelmiştir. Çünkü artık insanlar sadece yaşadığı çevreden değil; televizyonlardan, dizilerden, reklamlardan, sosyal medya akımlarından ve dijital platformlardan etkilenmektedir. İnsanların nasıl düşüneceği, nasıl giyineceği, neyi savunacağı ve neyi normal göreceği büyük ölçüde medya üzerinden şekillendirilmeye çalışılıyor.

Özellikle bazı fikirler ve yaşam tarzları sürekli tekrar edilerek toplumun bilinçaltına yerleştiriliyor. Çünkü insan zihni, sürekli maruz kaldığı şeyi zamanla normal kabul etmeye başlar. Bugün birçok haramın sıradanlaşmasının sebebi de budur. Faiz normalleşiyor, gösteriş hayatın merkezine yerleşiyor, israf özendiriliyor, mahremiyet değersizleştiriliyor. İnsanlar artık “Bu Allah katında doğru mu?” sorusundan çok, “Toplum bunu kabul ediyor mu?” diye düşünmeye başlıyor.

Ayetin devamındaki “Onlar ancak zanna uyarlar” ifadesi ise çağımızı çok net anlatmaktadır. Çünkü bugün birçok insan hakikate değil; algıya göre hareket ediyor. Sosyal medyada çok konuşulan bir şey doğru kabul ediliyor, çok izlenen bir kişi güvenilir sanılıyor, çoğunluğun yaptığı şey meşru görülüyor. Oysa tekrar edilen her şey hakikat değildir. Bazen sürekli yayılan şey sadece büyük bir algıdır.

Kur’an ise mümini zanna değil; vahye, ilme ve hakikate çağırır. Çünkü zan insanı sürükler, vahiy ise insana yön verir. İnsan sadece toplumun peşinden giderse bir süre sonra kendi düşüncesini kaybedebilir. Farkında olmadan ekranların şekillendirdiği bir hayat yaşamaya başlayabilir.

Tarih boyunca hakikat çoğu zaman azınlıkta kalmıştır. Hz. Nûh’a çok az insan iman etmişti. Hz. İbrahim tek başına bir ümmet olmuştu. Hz. Peygamber’in etrafındaki müminler ilk yıllarda çok azdı. Fakat hak onların yanındaydı. Çünkü Allah katında değerli olan şey çoğunluk değil; sadakat ve teslimiyettir.

Bu yüzden müminin pusulası insanların alkışı değil, Allah’ın rızası olmalıdır. Mümin bazen yalnız kalabilir, eleştirilebilir, garipsenebilir. Fakat hakikat uğruna yalnız kalmak; yanlış bir kalabalığın içinde kaybolmaktan daha değerlidir.

Bugün bize düşen görev; neyi izlediğimize, kimi takip ettiğimize ve hangi fikirleri sürekli zihnimize taşıdığımıza dikkat etmektir. Çünkü insan baktığı şeye, dinlediği şeye ve hayran olduğu şeye benzemeye başlar. Kalbi korumanın yollarından biri de zihni korumaktır.

Fakat bütün bu fitnelerin içinde büyük bir fırsat da vardır. Aynı medya ve teknoloji, doğru kullanıldığında hakikatin yayılmasına, güzel ahlâkın güçlenmesine ve insanların bilinçlenmesine vesile olabilir. Önemli olan, dünyanın yön verdiği biri olmak değil; Allah’ın ölçülerine göre yaşayan bilinçli bir mümin olabilmektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.