Euro

53,4330

Dolar

45,8882

Altın

6.621,81

  • Ekleme: 08.05.2026 10:05 Güncelleme: 08.05.2026 10:06

Annesine hürmetsiz olan, bedbaht olur

“Beni anneme hürmetkâr kıldı, beni zorba ve bedbaht yapmadı.” (Meryem Suresi 32)

İnsan ne zaman kabalaşır? Neden bazı kalpler inceliğini kaybeder, merhamet yerini sertliğe bırakır? Bunun cevabı çoğu zaman uzaklarda değil, insanın en yakınındaki ilişkide gizlidir: Annesine karşı tavrında Hz. İsa’nın şu sözü bu hakikati çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.

Bu ifade sadece bir övgü değil, aynı zamanda güçlü bir uyarıdır. Çünkü hürmet varsa merhamet vardır; hürmet yoksa kabalık başlar. İnsan annesine karşı duyarlılığını kaybettiğinde, aslında kalbindeki incelik damarını zayıflatmış olur. Bu zayıflık zamanla büyür; dile sertlik, bakışa kabalık ve hayata karşı tahammülsüzlük olarak kendini gösterir. İnsan giderek daha kırıcı, daha sert ve daha hoyrat bir hâle gelir.

İşte bu noktada ayette geçen “zorbalık” kendini gösterir. Zorbalık sadece fiziksel güç kullanmak değildir; kibir, küçümseme, sertlik ve merhametsizlik de birer zorbalıktır. Kalp inceliğini kaybettikçe insan başkalarını ezmeye, kendini üstün görmeye başlar. Bu ise dışarıdan güç gibi görünse de, aslında iç dünyadaki bir çöküşün işaretidir.

Bu çöküşün ardından “bedbahtlık” kaçınılmaz olur. Anneye hürmeti terk eden insan, farkında olmadan rahmet kapısını kendi üzerine kapatır. Bereket çekilir, huzur daralır, işler yolunda gitmez. İç dünyasında bir sıkışmışlık baş gösterir. Eli neye değse kurur, neye yönelse sonuçsuz kalır. Bir türlü işleri rast gitmez, iki yakası bir araya gelmez. Çünkü hürmetin olmadığı yerde ne hayır tutunur ne de rahmet barınır.

Buna karşılık, hürmetin açtığı kapı bambaşkadır. Ayetin devamında geçen “Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı” ifadesi, bu hakikatin aydınlık tarafını gösterir. Anneye hürmet eden insanın kalbi yumuşar, merhameti artar ve bu hâl onun bütün hayatına yansır. Böyle bir insan bulunduğu her yere iyilik taşır; varlığı huzur, sözü bereket olur.

Bu hakikatin en güzel örneklerinden biri Veysel Karani’dir. O, annesine olan bağlılığı sebebiyle Hz. Peygamber ile görüşme fırsatını bile ertelemiş, bu yüzden O’nu göremeden geri dönmüştür. Fakat bu tercih onu eksiltmemiş, aksine yüceltmiştir. Çünkü o, annesine hizmeti sıradan bir davranış değil, kulluğun bir parçası olarak görmüştür.

Demek ki mesele, özel bir anneye sahip olmak değil; anneye hürmet etmeyi bilmektir. Çünkü her anne, hürmete layıktır. Anneye gösterilen saygı, aslında Allah’ın açtığı bir rahmet kapısına yönelmektir. Bu kapıyı açık tutan, hayatına bereket ve huzuru davet eder.

Ancak meselenin bir de diğer yönü vardır. Anneye hürmet ne kadar hayatiyse, annenin taşıdığı sorumluluk da o kadar büyüktür. Bir anne sadece bir evlat büyütmez; aynı zamanda bir karakter, bir istikamet ve bir ahlak inşa eder. Eğer bir anne, evladını İslamî bir terbiye ile yetiştirmez; onu değerlerden, edepten ve kulluk bilincinden uzak bir anlayışla büyütürse, farkında olmadan hem kendisini hem de evladını bir boşluğa sürükleyebilir. Sevgi verilmiş ama sınır konmamış, imkân sunulmuş ama istikamet gösterilmemiştir. Böyle bir yetişme tarzı dışarıdan rahat görünse de, içeride yönsüzlük ve kalbi kuraklık üretir.

Bugün kapitalist sistem, en temel değerleri bile takvimlere sıkıştırarak anlamını daraltıyor. Anneler Günü, Babalar Günü gibi özel günler, aslında her an yaşanması gereken bir hürmeti yılda bir güne indiriyor. Böylece sorumluluk, sürekliliğini kaybedip sembolik bir hatırlamaya dönüşüyor. Oysa mesele bir günü hatırlamak değil, her gün unutmamaktır. İslam ise anneye ve babaya hürmeti belirli zamanlara değil, hayatın tamamına yayar. Çünkü anneye iyilik bir “günlük görev” değil, ömürlük bir kulluk bilincidir. Bu yüzden İslam’da değerler kutlanmaz; yaşanır.

Sonuç olarak şu denge açıktır: Anneye yapılan hürmet, insanı inceltir, merhametle güzelleştirir ve onu zorbalık ile bedbahtlıktan korur. Ancak anne de evladını İslamî bir ahlakla yetiştirme sorumluluğunu ihmal ederse, farkında olmadan hem kendisini hem de evladını bedbahtlığa sürükleyebilir. Çünkü hürmet kadar, doğru terbiye de kaderi belirler.

Anneye yönelen kalp rahmet bulur, yönünü bulur, kendini bulur. Ona istikamet veren anne ise hem kendini hem evladını kurtarır; ihmal ise her iki tarafı da kaybettirebilir.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.