Euro

51,3247

Dolar

44,5286

Altın

6.703,01

  • Ekleme: 18.03.2026 11:59 Güncelleme: 18.03.2026 12:00

Kardeşlik tarafsızlığı kabul etmez

Kur’ân’da yer alan Rum Suresi’nin ilk ayetleri, yalnızca tarihî bir olaydan bahsetmez; aynı zamanda Müslümanlara taraf olma ahlâkını da öğretir. O dönemde dünyanın iki büyük gücü karşı karşıyaydı: Bizans (Rumlar) ve Sasani (İran). İranlılar Rumları ağır bir yenilgiye uğratmış, Mekke’deki müşrikler de putperest olan İran’ın zaferine sevinmişti. Çünkü İranlılarla inanç bakımından kendilerini daha yakın görüyorlardı. Müslümanların bakışı ise farklıydı. Rumlar Hristiyan olmakla birlikte ehl-i kitaptı geleneğine sahip bir topluluktu. Bu yüzden Müslümanların gönlü Rumlardan yanaydı. Kur’ân da bu süreçte çok çarpıcı bir haber verdi: Rumlar yenilmişti ama birkaç yıl içinde yeniden galip geleceklerdi. Nitekim yıllar sonra bu haber gerçekleşti ve müminler sevindi.

Bu olayın dikkat çeken yönlerinden biri de Hz. Ebû Bekir, Übey b. Halef arasında geçen iddia hadisesidir. Rumların birkaç yıl içinde galip geleceğine dair Kur’ân’ın verdiği habere güvenen Hz. Ebû Bekir, müşriklerden Übey b. Halef ile bu konuda iddiaya girmişti. Durum Hz. Peygambere ulaştığında ise süreyi biraz daha uzatmasını söylemişti. Bu hadise, Müslümanların Kur’ân’ın verdiği habere olan güvenini ve aynı zamanda ehl-i kitapla olan inanç yakınlığını ortaya koyuyordu. Müslümanlar ehl-i kitap olan Rumların yanında yer alırken, Mekke müşrikleri ise mecûsî olan İranlıların yanında duruyordu. Böylece inanç yakınlığına göre tarafların nasıl şekillendiği açıkça ortaya çıkmış oluyordu.

Buradaki mesaj oldukça derindir. Müslüman, dünyaya sadece mezhep veya siyasi hesaplarla bakmaz. İnanç ve hakikat açısından kime daha yakınsa onun yanında durmayı bilir. Rumlar Müslüman değildi; fakat putperest de değillerdi. Bu yüzden Müslümanlar onların galibiyetine sevinmişti. Bu durumu anlamak için basit bir örnek düşünelim. Bir evde iki kardeş olsun. Bu kardeşler bazı konularda anlaşamayabilir, aralarında kırgınlıklar olabilir. Fakat günün birinde dışarıdan biri gelip kardeşlerden biriyle kavga ederse, diğerinin “Benim zaten onunla bazı sorunlarım var” diyerek kenara çekilmesi doğru olur mu? Elbette olmaz. Çünkü böyle bir durumda sessiz kalmak aslında tarafsızlık değildir. Kardeşine destek vermemek, fiilen karşı tarafın işini kolaylaştırmak demektir. İnsan kendi kardeşinin yanında durmuyorsa, farkında olmasa bile düşmanın yanında yer almış olur. Kardeşlik önce zor zamanda yanında durmayı gerektirir; evin içindeki meseleler ise sonra konuşulur ve çözülür.

Kur’ân müminler arasındaki bağı açık bir şekilde ortaya koyar: “Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurât 49:10)

Aynı şekilde Kur’ân’da kardeşliğin ölçüsü de belirlenmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir.” (Tövbe:9:11)

Bu ayet bize çok önemli bir ölçü verir. Bir insan iman etmiş, namazını kılıyor ve zekâtını veriyorsa artık o bizim din kardeşimizdir. Onun mezhebi, bakışı, bazı hataları veya farklı düşünceleri kardeşlik bağını ortadan kaldırmaz. Çünkü bu tür meselelerin bir kısmı insan ile Allah arasındaki konulardır. Mümin için asıl ölçü, Allah’ın koyduğu bu kardeşlik vasfıdır.

İslam ümmeti de böyledir. Müslümanlar arasında farklı görüşler veya ihtilaflar olabilir; fakat iman bağı onları kardeş yapar. Bir insan öz kardeşine nasıl sahip çıkıyorsa, Müslüman kardeşlerine de aynı şekilde sahip çıkmalıdır.

Bugün ise benzer bir tabloyu yeniden görüyoruz. ABD ve Siyonist İsrail, Müslüman coğrafyasında zulmün en ağır örneklerini sergilemektedir. Dün Irak’ta, Afganistan’da, Mısır’da ve Libya’da yaşananlar ortadadır. Bugün ise Gazze’de, Lübnan’da ve bölgede Müslüman halklar büyük acılar yaşamaktadır. Ne yazık ki bazı Müslümanlar, İran’ın mezhebi farklı olduğu gerekçesiyle yapılan saldırıları görmezden gelebilmektedir. Oysa Kur’ân bize farklı bir ölçü öğretir. Rum Suresi’nde Müslümanlar müşriklere karşı ehl-i kitap olan Rumların yanında durmuştur. Bu da bize gösterir ki mesele mezhep değil, zulme karşı durma ve kardeşlik bilincidir. Müslümanlar tavırlarını Kur’ân’ın ölçüsüne göre yeniden gözden geçirmek zorundadır. Aksi halde bunun vebali büyük olacaktır.

Rum Suresi’nin verdiği mesaj bize şunu hatırlatır: Tarih boyunca müminler yalnızca kendilerini değil, hakikate daha yakın olanları da desteklemiştir. Çünkü Kur’ân’ın öğrettiği ölçü basittir: Tarafgirlik değil, hakikate yakınlık ve kardeşlik sorumluluğu esastır.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.