51,6883
43,8205
7.182,08

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Mekke müşrikleriyle en sert düşmanlık dönemindeyken bile Kâbe’yi gündemden düşürmedi. Ne savaş ne tehdit ne siyasi risk onu umre niyetinden alıkoydu. Allah Teâlâ, Peygamberine rüyasında umre yapacağını gösterdi. Bu bir işaret, bir yön tayiniydi. Resûlullah (s.a.v.) bu rüyayı siyasi şartlara göre yorumlamadı. “Şartlar uygun mu?” demedi. “Ticaret zarar görür mü?” diye hesap yapmadı. “Gerginlik artar mı?” endişesine kapılmadı. Umreye niyet etti ve yola çıktı.
Hudeybiye’de önüne dikildiler. Kâbe’ye giden bütün kapıları kapattılar. Giriş yok dediler. Engellemek için her yol denendi. Zorluk vardı, sıkıntı vardı, aşağılanma vardı. Ama Resûlullah (s.a.v.) umre niyetinden vazgeçmedi. Bedel ağır olsa bile. Hudeybiye Anlaşması yapıldı. Görünüşte Müslümanların aleyhineydi. “Bu yıl değil, seneye geleceksiniz” şartı kondu ve Allah Resûlü (s.a.v.) bunu kabul etti.
Burada çok kritik bir ölçü var: Düşmanla anlaşma yapıldı, ama Kâbe’den vazgeçilmedi. Umre iptal edilmedi. Erteletmemek için çok çaba sarf edildi ama sonuçta sadece bir yıl gecikmeli oldu. Merkez kaybolmadı. Bu bize şunu öğretir: İbadet, siyasete göre belirlenmez. Siyaset, ibadetin önüne geçirilmez.
İkinci sahne daha da çarpıcıdır. Mekke fethedildi. Şehir artık Resûlullah’ın (s.a.v.) kontrolündeydi. Yönetim elindeydi. Güç ondaydı. Ama ilk yaptığı şey ne oldu? Hükümet kurmak değil. İdareciler atamak değil. Hesap görmek değil.
İlk iş: Tavaf. Kâbe’ye yöneldi. Tavaf yaptı. Sonra putları temizledi. Siyasi düzenlemeler, idarî işler, toplumsal temizlik ondan sonra başladı. Bu açık bir beyan gibidir: Önce ibadet, önce tavaf, önce Kâbe. Siyaset sonra gelir. Güç sonra gelir. Düzen sonra kurulur. Bugün en çok karıştırılan yer tam burasıdır. Kâbe siyasete kurban ediliyor. Umre ve hac, “şartlar”a bağlanıyor. İbadet, hesapların gölgesine itiliyor. Oysa Resûlullah (s.a.v.) şunu fiilen öğretmiştir: Kâbe, hiçbir siyasi denklemin alt başlığı değildir. İbadet, hiçbir dünyevî hesaba feda edilemez. Hudeybiye bunu öğretir. Fetih bunu mühürler. Bu bölümün özeti şudur: Kâbe’ye giden bütün kapılar kapatıldı; engellemek için her yol denendi. Ama Kâbe merkez olmaktan çıkarılamadı.
İbadet gecikebilir, ama asla ikinci sıraya düşmez.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.