Euro

55,7643

Dolar

48,8313

Altın

6.777,42

  • Ekleme: 07.09.2026 11:51 Güncelleme: 07.09.2026 11:51

Cahiliye gerçekten bitti mi, yoksa şekil mi değiştirdi?

“Güneş dürüldüğü zaman, yıldızlar döküldüğü zaman, dağlar yürütüldüğü zaman, gebe develer başıboş bırakıldığı zaman, vahşi hayvanlar toplandığı zaman, denizler kaynatıldığı zaman, ruhlar eşleştirildiği zaman, diri diri toprağa gömülen kıza hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman, herkes ne hazırladığını bilecektir.”(Tekvîr, 81/1-14)

Tekvîr sûresinin ilk âyetleri kıyametin dehşetini art arda gözlerimizin önüne getiriyor. Güneş dürülüyor, yıldızlar dökülüyor, dağlar yürütülüyor, vahşi hayvanlar toplanıyor, denizler kaynatılıyor. Kâinatın alışılmış düzeni tamamen değişiyor.

Fakat tam bu dehşetli sahnelerin ortasında Kur’an, birdenbire diri diri toprağa gömülen kız çocuğunun hesabını gündeme getiriyor. Burada durup düşünmek gerekiyor: Kıyametin kozmik dehşetleri anlatılırken, bir çocuğa yapılan zulmün hesabı neden özellikle bu sahnenin içerisine yerleştiriliyor?

Belki de Allah Teâlâ bize şunu gösteriyor: Kıyametin dehşeti ne kadar büyükse, masum bir cana kıymanın dehşeti de Allah katında o kadar büyüktür. İnsanların zaman içerisinde unuttuğu, tarihin karanlık sayfalarında kaldığını düşündüğü bir zulüm, Allah’ın hesabında kaybolmamıştır. Fakat âyetin daha da çarpıcı bir tarafı var. Allah Teâlâ öldürene, “Onu neden öldürdün?” diye sormuyor. Öldürülen kıza, “Hangi suçundan dolayı öldürüldün?” diye soruyor. Neden? Çünkü onun hiçbir suçu yoktur.

Bu soru, çocuğun suçunu öğrenmek için değil, onun suçsuzluğunu bütün insanlığın önünde ortaya koymak içindir. Mazlumun kendisini savunmasına bile ihtiyaç bırakmayan bir soru bu. Çünkü ortada kabul edilebilir hiçbir mazeret yoktur.

Normalde bir cinayette suçlu sorgulanır. Burada ise mağdur muhatap alınıyor. Belki bunun hikmetlerinden biri de şudur: Allah Teâlâ, dünyada sesi duyulmayan mazluma kıyamet günü söz hakkı veriyor; onu susturulan bir kurban olarak değil, zulmün şahidi olarak ortaya çıkarıyor. İşte bu noktada âyet yalnızca cahiliye toplumunu anlatan tarihî bir bilgi olmaktan çıkıyor ve bize dönüyor.

Biz bugün kız çocuklarını diri diri gömen insanları düşününce, “Bir baba bunu nasıl yapabilir?” diye hayret ediyoruz. Fakat Kur’an’ın amacı sadece onları kınatmak değildir. Bize şu soruyu sorduruyor: Cahiliye gerçekten bitti mi, yoksa şekil mi değiştirdi?

Bugün çocukların terk edilmesi, çöpe bırakılması, istenmeyen bir yük gibi görülmesi veya daha doğmadan hayatlarının sonlandırılması gibi olayları düşündüğümüzde, âyetin insan hayatına verdiği değeri yeniden hatırlamak zorundayız.

Özellikle kürtaj konusunda; çocuğun cinsiyeti, engelli olma ihtimali veya istenmeyen bir gebelik gibi sebeplerin insan hayatı karşısında nasıl değerlendirileceği üzerinde ciddi biçimde düşünmeliyiz. Burada mesele yalnızca geçmişteki cahiliye insanlarını suçlamak değil, kendi çağımızdaki tercih ve gerekçelerimizi Allah’ın ölçüsüyle sorgulamaktır. Çünkü cahiliye yalnızca bir dönem adı değildir. Allah’ın verdiği değeri insanın kendi ölçüleriyle belirlemesi, cahiliye zihniyetinin yeniden ortaya çıkmasıdır.

Tekvîr sûresi bize kıyametin ortasında bir çocuğu hatırlatarak belki de şunu söylüyor: Kâinatın düzeni bozulacak, fakat mazlumun hakkı kaybolmayacak. Ve ardından gelen cümle bütün bunları bize bağlar: “Herkes ne hazırladığını bilecektir.” Öyleyse bu âyeti okurken sadece, “Onlar nasıl böyle bir zulüm yaptılar?” demeyelim. Kendimize soralım: “Ben Allah’ın huzuruna ne hazırlıyorum?” Çünkü kıyamet günü başkalarının zulmünü seyretmeyeceğiz; kendi yaptıklarımızla karşılaşacağız.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.