55,7643
48,8313
6.777,42

“Canımı Müslüman olarak al ve beni salihlerin arasına kat.” (Yûsuf, 12/101)
İnsan için hayatın en büyük hedeflerinden biri, Allah’ın huzuruna imanla çıkabilmektir. Hz. Yusuf’un bu duası, bir müminin son temennisini ortaya koyar: Müslüman olarak yaşamak ve Müslüman olarak can vermek. Çünkü insanın dünyadaki makamı, sahip olduğu serveti veya ulaştığı güç değil; Rabbine hangi hâl üzere döndüğü önemlidir.
Hz. Yusuf’un hayatı, bu duanın ne kadar anlamlı olduğunu gösterir. Zindanı da gördü, iftiraya da uğradı, yalnızlığı da yaşadı; ardından büyük bir makama ulaştı. Fakat şartlar değişse de istikameti değişmedi. Hayatının sonunda sahip olduğu makamı değil, imanını düşündü. “Canımı Müslüman olarak al” diyerek Allah’tan son nefesine kadar iman üzere kalmayı istedi.
Fakat ayetin ikinci kısmı da en az ilki kadar önemlidir: “Beni salihlerin arasına kat.” Burada bize çok önemli bir mesaj verilir. Müslüman olarak can vermek bir temennidir; bu temenniyi hayat boyunca koruyabilmek ise bir mücadeledir. Bu mücadelenin en güçlü desteklerinden biri de salihlerle beraber olmaktır.
Çünkü insan, yalnızca kendi iradesinden ibaret değildir. Beraber olduğu insanlardan etkilenir. Arkadaşlarının dili, alışkanlıkları, bakış açıları ve hayata verdiği anlam zamanla onun dünyasına da yerleşir. İnsan, kiminle yürüyorsa onun izlerini taşımaya başlar. Bu yüzden kimlerle beraber olduğumuz, zamanla kim olduğumuzu da belirler. Salihlerle beraberlik, insanın imanını hatırlatan ve istikametini korumasına yardımcı olan sessiz bir kalkandır.
Aynı hakikati Hz. Süleyman’ın duasında da görürüz. Kendisine büyük bir güç ve hükümranlık verilen Hz. Süleyman, sahip olduklarıyla gururlanmak yerine Rabbine yönelir ve kendisini salih kulları arasına katmasını ister. Demek ki salihlerle beraber olma ihtiyacı yalnızca zayıfların değil, gücün zirvesindeki insanların da ihtiyacıdır. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, doğru insanların desteğine ve güzel bir çevreye muhtaçtır.
Ashâb-ı Kehf kıssası ise beraberliğin iman üzerindeki etkisini daha açık gösterir. Bir grup genç, imanlarını korumak için aynı istikamette birleşmiştir. Onlar yalnız kalmayı değil, birbirlerine tutunmayı tercih etmişlerdir. Kur’an, onların yanında bulunan köpekten de söz eder. Bu ayrıntı, salihlerin beraberliğinin bereketini düşündürür. Salih insanların yanında bulunan bir köpek bile kıssanın içinde yer almış ve Kur’an’da anılmıştır. Demek ki doğru insanların yanında bulunmanın, insanın değerini ve hayatının anlamını artıran bir bereketi vardır.
Bunun tersi de doğrudur. Yanlış çevre insanı bir anda değil, yavaş yavaş değiştirir. Önce yanlış olana şaşırırsın, sonra alışırsın, ardından normal görmeye başlarsın. Küçük tavizler zamanla büyük savrulmalara dönüşebilir. Üstelik bugün insanın çevresi yalnızca okul, mahalle veya iş arkadaşlarından ibaret değildir. Sosyal medya, takip edilen kişiler, izlenen videolar ve her gün zihnimize taşıdığımız içerikler de çevremizin bir parçasıdır.
Bu yüzden insan zaman zaman kendisine şu soruları sormalıdır: Ben kimlerle yürüyorum? Beni Allah’a yaklaştıran insanlar kimler? Yanımda bulunanlar imanımı ve istikametimi güçlendiriyor mu, yoksa beni fark ettirmeden Rabbimden uzaklaştırıyor mu?
Herkes güzel bir son ister. Müslüman olarak can vermeyi, Allah’ın huzuruna imanla çıkmayı ve hesabını yüz akıyla vermeyi arzu eder. Fakat güzel bir son, yalnızca son nefeste yapılan bir temenniyle değil, ömür boyunca verilen kararlarla hazırlanır.
Hz. Yusuf’un duası bize bunun yolunu gösteriyor: “Canımı Müslüman olarak al ve beni salihlerin arasına kat.” Öyleyse bugün salihlerle beraber olalım ki yarın salihlerle beraber dirilmeyi ümit edelim. Bugün istikametimizi koruyalım ki yarın Rabbimizin huzuruna yüz akıyla çıkabilelim. Rabbimiz bizleri salihlerle beraber yaşayan, salihlerle beraber ölen ve kıyamet günü salihlerle beraber haşredilen kullarından eylesin.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.