53,2510
46,4084
6.204,69

“İşte bu cennet, yapmakta olduklarınıza karşılık size miras verilen cennettir.” (Zuhruf 43/72)
Ey insan!
Hepiniz beni istiyorsunuz. Benim nimetlerimden, köşklerimden, nehirlerimden ve sonsuz huzurumdan söz ediyorsunuz. Benim için dualar ediyor, Rabbinizden beni talep ediyorsunuz. Fakat size bir şey söyleyeyim mi? Bana gelenler beni sadece istemekle yetinmediler; bana layık bir hayat yaşamaya çalıştılar.
Bana gelenlerin en belirgin özelliği imanlarıydı. Fakat onların imanı sadece dillerinde değildi. İmanları kalplerine indi, oradan da hayatlarına yansıdı. Allah’a inandılar, O’na güvendiler ve hayatlarını O’nun rızasına göre şekillendirmeye çalıştılar. Çünkü onlar biliyorlardı ki iman sadece söylenen bir söz değil, yaşanan bir hakikattir.
Bana gelenler Allah’ın emirlerine karşı hassas, yasaklarına karşı dikkatli kimselerdi. Kusursuz değillerdi; fakat yönlerini Allah’a çevirmişlerdi. Düştüklerinde kalkıyor, hata yaptıklarında tevbe ediyor, yanlışta ısrar etmiyorlardı. Onları değerli kılan hiç hata yapmamaları değil, her hatadan sonra yeniden Rabbilerine dönebilmeleriydi.
Bana gelenlerin nasihat algıları açıktı. Hakikat kendilerine ulaştığında onu dinliyor, nefislerini savunmak yerine kendilerini sorguluyorlardı. Kendi doğrularını vahyin önüne koymuyor, kibirleri sebebiyle gerçeğe sırt çevirmiyorlardı. Çünkü onlar bilirlerdi ki insanı yükselten şey her zaman haklı olmak değil, hakikate teslim olabilmektir.
Bana gelenler sadece kendilerini düşünen insanlar değildi. Öfkelerini yutuyor, affediyor, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutuyorlardı. Ellerindeki nimetleri paylaşmayı biliyorlardı. Çünkü merhametin olmadığı yerde kulluğun eksik kalacağını anlamışlardı.
Ey insan!
Beni sadece seccadelerde aramayın. Beni ibadetlerde aradığınız kadar bazen bir yetimin bakışında arayın. Bazen dul bir kadının nafakasını üstlenirken arayın. Bazen yaşlı bir insanın titreyen ellerine uzanan yardımda arayın. Bazen de anne ve babanıza gösterdiğiniz hizmette arayın. Çünkü bana gelenler, Allah’ı sadece namazlarında değil, kullarına karşı görevlerinde de hatırlayan kimselerdi. Onlar biliyorlardı ki Rabbin rızası bazen bir secdede, bazen bir gözyaşını silmekte, bazen de bir insanın yükünü hafifletmektedir.
Allah’ın kendilerine verdiği serveti, bilgiyi, makamı, zamanı, yeteneği ve kabiliyeti bir emanet olarak gördüler. Bu nimetlerle övünmek yerine onlarla hayır üretmeye çalıştılar. Çünkü onlar nimetin büyüklüğüne değil, nimeti verene baktılar. Aynı nimetin insanı cehenneme de götürebileceğini, cennete de taşıyabileceğini biliyorlardı. Bu yüzden sahip olduklarını Allah’ın rızası için kullanmaya gayret ettiler.
Bana gelenlerin çoğu dünyada kusursuz insanlar olarak tanınmadı. Kimi yorgundu, kimi mücadele içindeydi, kimi gözyaşı döktü, kimi sabretti. Fakat hepsinin ortak bir özelliği vardı: Dünyayı amaç değil, ahirete giden bir yol olarak gördüler. Geçici olanı ebedî olana tercih etmediler.
Şunu da bilin ey insan!
Ben bir piyango değilim. Bana geliş tesadüf değildir. Bana gelenler dünyada beni satın alamadılar; fakat bana giden yolu yürüdüler. Her namazları, her secdeleri, her samimi tevbeleri, her sabırları ve Allah için vazgeçtikleri her şey onları bana biraz daha yaklaştırdı. Onlar dünyada ne ektilerse burada onu buldular. Çünkü Rabbiniz beni çalışanlara, gayret edenlere ve samimiyetle O’na yönelenlere miras olarak hazırladı.
Bana gelenlerin çoğu kusursuz oldukları için gelmedi. Onları bana ulaştıran şey, kendilerine gösterilen yola samimiyetle sarılmalarıydı. Kur’ân’ın ve Hz. Peygamber’in gösterdiği yol haritasını rehber edindiler. Nefislerinin değil, vahyin peşinden gitmeye çalıştılar. Düştüklerinde o yola yeniden döndüler, şaşırdıklarında o yolun ışığında yönlerini buldular. İşte bu yüzden yollarının sonu bana çıktı.
Şunu da unutmayın: Bana gelenlerin ortak özelliği çok şey bilmeleri değildi. Bildikleriyle amel etmeleriydi. Çok konuşmaları değildi; samimi olmalarıydı. Çok görünmeleri değil; Allah katında değer kazanmalarıydı. İnsanların övgüsünden çok Allah’ın rızasını önemsediler.
Ey insan!
Eğer bana ulaşmak istiyorsan, sadece beni istemekle yetinme. Beni hak edecek bir hayat yaşamaya çalış. Çünkü bana giden yol, imanla başlar; salih amelle devam eder; tevbe, sabır, merhamet ve teslimiyetle tamamlanır.
Siz hayatta olduğunuz sürece bana giden yol kapanmış değildir. Geçmişte hata yapmış, günahlara düşmüş, ihmaller içinde yaşamış olabilirsiniz. Fakat Rabbinizin rahmeti sizin günahlarınızdan daha büyüktür. Samimiyetle tevbe eden, yönünü yeniden Allah’a çeviren, hatalarını düzeltmeye çalışan ve vahyin rehberliğine sarılan kimse için umut kapıları hâlâ açıktır.
“Benim için artık çok geç” demeyin. Belki de bana giden yol, bugün dökülen bir gözyaşıyla, içten yapılan bir tevbeyle, samimiyetle atılan bir adımla başlayacaktır.
Bir şeyi daha bilin:
Hata yapmış olabilirsiniz, günahlara düşmüş olabilirsiniz, hatta yıllarca yanlışlar içinde yaşamış olabilirsiniz. Fakat bunların hiçbiri sizi benden mahrum bırakmak zorunda değildir. Ancak bana gelenlerin ortak bir özelliği vardı: Onlar Rablerini her şeyden üstün tuttular. Allah’ın hakkını hiçbir şeye vermediler, sevgide, korkuda ve teslimiyette O’na ortak koşmadılar. Çünkü bana giden yol kusursuz olmaktan değil; tevhid üzere yaşayıp tevhid üzere Rabbine kavuşmaktan geçer.
Ben cennetim. Bana gelenler kusursuz insanlar değildi. Fakat onlar kusurlarına rağmen Rabbilerinden vazgeçmeyen insanlardı. Bu yüzden yollarının sonu bana çıktı.
Ve unutma: Ben, Allah’ın rahmetine sığınanların, O’nun rızasını her şeyden üstün tutanların ve son nefesine kadar Rabbine yönelmeye devam edenlerin yurduyum.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.