52,0258
44,5272
6.870,70

Kur’ân-ı Kerîm insanlık tarihini anlatırken bazı kavimlere özellikle dikkat çeker. Bunların başında İsrailoğulları gelir. Kur’ân’da bu kavmin geçmişi, karakteri ve peygamberlerle olan ilişkileri defalarca anlatılır. Bu tekrarın bir sebebi vardır: İbret ve uyarı.
Allah, İsrailoğullarına birçok peygamber göndermiştir. Onlara kitap verilmiş, mucizeler gösterilmiş, nice nimetler bahşedilmiştir. Fakat buna rağmen tarih boyunca içlerinden bir kısmı isyan etmiş, peygamberlere karşı gelmiş ve hatta bazı peygamberleri öldürmeye kadar varan ağır suçlar işlemiştir.
Kur’ân bu gerçeği açık bir şekilde şöyle bildirir: “İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanetlenmiştir. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.” (Maide Suresi 78)
Bu ayet aslında çok önemli bir gerçeği ortaya koyar: Lanetin sebebi soy değil, zulümdür; kimlik değil, isyandır. Ancak tarih boyunca İsrailoğullarının içinden çıkan bazı siyasi ve ideolojik akımlar, güç elde ettiklerinde bunu çoğu zaman adalet için değil, tahakküm için kullanmıştır.
Bugün bunun en çarpıcı örneği işgalci terör devleti israil’in politikalarıdır. Batı ülkelerinde yaptıkları lobi faaliyetleri, şantaj ve satın alma politikalarını, bir güce dönüştürerek. Filistin’de yıllardır devam eden işgal… Gazze’de yerle bir edilen şehirler… Bombalanan hastaneler, öldürülen siviller…
İran’da abd ile bombaladıkları okul, katlettikleri yüzden fazla çocuk… Bütün bunlar modern dünyanın gözleri önünde yaşanıyor. Batı dünyası ise demokrasi ve insan hakları söylemini sıkça dile getirmesine rağmen konu terör devleti israil olduğunda çoğu zaman sessiz kalmayı tercih ediyor.
Bu durum uluslararası siyasetin acı bir gerçeğini ortaya koyuyor: Dünya düzeni çoğu zaman adalet üzerine değil, güç dengeleri üzerine kuruludur. Fakat tarihin bize öğrettiği bir hakikat vardır. Firavun da güçlüydü, Nemrut da güçlüydü, Roma da güçlüydü. Ama zulüm üzerine kurulan hiçbir düzen sonsuza kadar ayakta kalmadı.
Kur’ân’ın mesajı nettir: Zulüm büyüdükçe çöküş de yaklaşır. Bugün terör devleti israil’in askeri gücü, teknolojisi ve küresel destek ağları olabilir. Ancak tarihin akışı bize şunu gösteriyor: Hiçbir güç mutlak değildir.
Müslümanlar için mesele sadece bir siyasi tartışma değildir. Bu aynı zamanda ahlaki bir duruştur. Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında durmak, adaleti savunmak ve mazlumun yanında yer almak İslam’ın emridir. Çünkü Kur’ân’ın değişmeyen ölçüsü şudur: “Allah zulmedenleri sevmez.”
Tarih boyunca değişmeyen başka bir gerçek daha vardır: Zulüm üzerine kurulan her düzen er ya da geç kendi ağırlığı altında çöker.
Selam ve dua ile…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.