Euro

55,9992

Dolar

48,7543

Altın

6.865,06

  • Ekleme: 12.09.2026 15:56 Güncelleme: 12.09.2026 15:56

Maarifli eğitim ve İslami anayasa

Bugün 12 Eylül. Darbenin üzerinden kırk altı yıl geçti. Cumhurbaşkanımızın da defalarca ifade ettiği gibi hâlâ darbe anayasasıyla yönetiliyoruz. Çeşitli düzenlemeler yapıldı, iyileştirmeler oldu; fakat mevcut metin toplumsal ihtiyaçlarımızı gideremedi. Eğitimde yaşanan problemlerin bir kısmı da buradan kaynaklanıyor. Anayasa düzenlenmeden eğitim de tam anlamıyla düzenlenmiyor.

Maarif kelimesi Arapça kökenlidir; irfan, bilme, tanıma ve eğitim-öğretim işleri manasına gelir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de milletin köklerinden gelen bu anlayışı yeniden merkeze almak iddiasındadır. Hedeflediği insan tipi; ahlaklı, merhametli, vatansever, iradeli, üretken, sorgulayıcı; milletini seven, İslami değerlerle barışık, Allah’a ve ahiret gününe iman eden yetkin ve erdemli insandır. Yani çocuğu yalnızca sınav maddesi gören, “Rahat, hazır ol, dikkat!” komutuyla ve Andımız ezberiyle tek tip vatandaş üretmeye çalışan zihniyetten; insana değer veren, İslam’la barışık, milletimizi seven bir modele evrilme iddiasıdır bu.

Geçmişte eğitim sistemimiz gerek darbelerin etkisiyle gerek Batılı dayatmalarla materyalist bir kalıba sokuldu. Ezberci yapı, milleti yıllarca sıktı. O sistem toplumumuza umulan faydayı vermedi. Yeni model ise toplumun her kesiminden insanların istişareleriyle oluştu. PISA gibi uluslararası programlarda da bu yönelişin bazı faydalarını görmeye başladık. Buna rağmen öğretmenler odasında bilinçli bir algı oluşturuldu. Bazı sendikalar bunu örgütledi. Hükümete karşı, milletimizin öz değerlerine karşı, İslami değerlere, kültürümüze ve maneviyatımıza karşı öğretmenler arasında kötülük yayan sendikal yapılar vardır. Bunu açıkça söylemek gerekir.

Eğitimin başarısı bütüncül anlayıştan geçer. Üniversiteler özerklik perdesi ardında toplumun ihtiyaçlarını görmezden gelemez. Akademisyen alımlarında hakkaniyet ölçüsü her zaman işlemedi; kadrolar her zaman adil oluşmadı. Üniversitelerin Milli Eğitim Bakanlığı ile aynı damardan düşünülmesi, bir şehirde fakülte açılırken o şehrin ihtiyacının gözetilmesi elzemdir. Eğitim fakültelerinden mezun olan öğretmen adaylarını yüz yıl boyunca istihdam etseniz bile mevcut yığılma bitmez. Üniversite, toplumsal ihtiyaca göre fakülte açmalı, öğrenci almalıdır.

Meslek belirlemeyi on ikinci sınıfa bırakmak toplumsal kriz üretiyor. Bu yönlendirme ortaokula, altıncı sınıflara kadar inmelidir. Meslek liseleri olduğu gibi meslek ortaokulları da olmalıdır. Bir insan öğretmen olacaksa, doktor olacaksa, avukat olacaksa yahut sanayiye ve toplumsal hizmet sektörüne yönelecekse bu istidat ortaokulda belli olur. Çocuklarımız o yaştan itibaren yönlendirilmelidir. Sanayide ve hizmet sektöründe ciddi ihtiyaç vardır. On üç-on dört yaşında eli para tutan, on beş-on altısında evlenebilecek maddiyata ulaşan, en geç on altı-on yedisinde hayatını kurabilen bir toplum inşa etmek gerekir. Hâlihazırdaki sistemin çıktıları otuz yaşında ancak evlenebiliyor. Bu, sistemin yenilenmeye muhtaç olduğunun en çıplak delilidir.

Önlük meselesi de aynı köke bağlıdır. Öğretmenin başörtüsüyle okula gitmesi bugün anayasal bir güvenceye dayanmıyor; sendikal eylem ve kararlarla fiilen yürüyor. Müslüman öğretmen başörtüsüyle giderken bazı sendikalar “benim üyem mini etekle de gidebilir” diyor. Neticesinde giyim kuşamıyla öğrenciye örnek olamayan bir öğretmen profili çıkıyor. Hükümet önlükle bunu gidermeye çalışıyor; fakat bunlar pansuman tedavidir. Mevcut anayasa, başörtüsünün yeniden yasaklanabileceği bir zemini hâlâ içinde taşır. Onun için sivil bir anayasaya, milletimizin değerleriyle, İslam’ımızla, Kur’an’ımızla barışık bir metne ihtiyaç vardır. Cumhuriyet kurulurken 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’na dönülmelidir. 1923 değişikliğiyle 2. maddede Türkiye Devleti’nin dininin İslam olduğu yazılmıştır. 7. maddede ahkâm-ı şer’iyenin tenfizinin Meclis’e ait olduğu, kanunların tanziminde ahkâm-ı fıkhiyenin esas alınacağı belirtilmiştir. Hiçbir kanunun şer’-i şerife aykırı olmaması gerektiği anlayışı oradadır.

FETÖ’cü akıl eğitim sistemimizi ciddi anlamda kirletti. Test çözmekle insan ayırt edilemez; kabiliyet, akıl ve istidat yalnızca testle ölçülemez. Maarif Modelinde bu hususta tedbirler alınsa da FETÖ’nün eğitim ortamında bıraktığı bozgunluk henüz silinmedi. Bu yapının eğitime yeniden sızmasına asla izin verilmemelidir.

Rabbimiz; okullarımızı milletimizin dünya ve ahiret refahına vesile eylesin. Milletimizin değerleriyle barışık, insanı madde gibi görmeyen bir eğitimi ve İslami sivil bir anayasaya kavuşmak duasıyla...

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.