56,1136
48,0913
7.179,06

Çocuklarımızın okumayı sevmediğini üzülerek belirtmek isteriz. Bu, ülkemiz genelinde bir hastalık gibidir. Okumak onlar için büyük bir azap ve sıkıntı haline gelmiştir. En büyük sebebi, çocukların bir buçuk yaşından itibaren elinde telefonla büyümesidir. Telefonu bırakan tablet, tableti bırakan bilgisayara sarılıyor. Sokakta oyun oynamadan büyüyorlar. Zihinlerini telefondaki, tabletteki ve televizyondaki kötü niyetli insanların kurguladığı sanal âlem tamamen işgal etmiş durumda.
Bunun çaresi, değerli anne babalar, bu savaşın farkına varmaktır. Şeytan ve taraftarları çocuklarımızı elimizden almak için sanal âlemi oluşturdular. Ne yazık ki bu sanal âlemde biz Müslüman anne babalar olarak yeterince yer almıyoruz. Instagram, Facebook, Twitter, YouTube ve diğer platformların çoğu Amerika, İsrail ve kötü niyetli insanların elindedir. İyi içerik üretseniz bile algoritmalar bunları kısıtlıyor, topluma ulaşmıyor.
Çocuklarımızı sanal âleme karşı koruyalım. Çocuğunun dünya ve âhiretini yıkmak isteyen bir anne baba varsa, eline sınırsız internetli akıllı telefon versin; sonucu görsün. Elinde akıllı telefon olan genç genellikle okulda başarılı olamaz. LGS, üniversite ve KPSS birincilerinin ortak sözü şudur: “Biz akıllı telefondan uzak durduk.”
Bu konuda Cumhurbaşkanımıza, valilerimize, Diyanet İşleri Başkanlığına, müftülere, vaizlere ve öğretmenlere sesleniyoruz: İnternet, sosyal medya ve oyun kullanımını kontrol altına alalım. Bu, Covid’den daha ağır bir pandemidir. Gençlerimizi sanal dünyadan kurtarıp Allah’ın ve insanlığın gerçek dünyasına geri getirelim. Çocuklarımız birer birer elimizden kayıyor.
Çocuklarımızı gerçek dünyaya döndürmenin yollarından biri, onlara düzgün Kur’an eğitimi vermektir. Düzenli Kur’an-ı Kerim okusunlar, beş vakit namazlarını kılsınlar. Anne babalar, çocuğunun namazını mutlaka takip etsin. Araştırmalarımıza göre bin anne babadan neredeyse hiçbiri bunu düzenli yapmıyor. Babalar, anneyle birlikte ailece günde en az bir kez evde cemaatle namaz kıldırsın. Çocuklarımızla camiye gidelim. İmkanı olanlar Kâbe’ye, Medine’ye gitsin; şehirlerimizdeki ulu camileri ziyaret edelim. Gençlerimizi namaza ve Kur’an’a alıştırılalım.
Yaz Kur’an kursları bitince çocuk Kur’an’ı bırakmasın. Akşam ile yatsı arasında camilerde ders almasını sağlayalım. İmam ve müezzinlerimiz büyük bir istekle Kur’an öğretmeye hazırdır; hiçbir cami sizi geri çevirmez.
Çocuk ve gençlerimizin kitap okumasını sağlamalıyız. Günde bir saat, gerekirse başında bekleyerek sesli okuma yaptıralım. Televizyon ve film izleyeceklerse İslami filmleri tercih edelim: Ashâb-ı Kehf, Hazreti Meryem, Hazreti Yusuf, Hz. Eyyûb, Hazreti Süleyman, Hz. İsa ve Yunus Emre filmleri gibi. Bunları birlikte izleyelim.
Her kitabı okutmayalım. Özellikle İslami çocuk kitaplarına yöneltelim. Bilgili, dindar hocalardan liste isteyelim. Her yaşa uygun kitaplar vardır; bunları temin edip okutalım. Öğretmenlere de görev düşse de asıl inisiyatif anne babada olmalıdır.
Yazma becerisi de önemlidir. Çocuklarımız düzenli günlük tutsun. Özellikle erkek çocuklarının parmak kasları zayıf olduğu için yazmayı sevmezler. Kaliteli, sağlam kapaklı bir defter alıp duygularını, düşüncelerini ve yaşadıklarını tarih atarak yazmalarını sağlayalım. Haftada birkaç gün yeterlidir.
Şiir ezberi de şarttır. Mevlânâ, Yunus Emre, Mehmet Âkif, Mehmet Âkif İnan ve Bestami Yazgan’dan güzel şiirler ezberletelim. En önemlisi Kur’an ezberidir. Kısa sureleri ve namaz dualarını mutlaka ezberletelim; bu zihinlerini geliştirir.
Biz insanlar çocuktan başka sermayesi olmayan varlıklarız. Yarın toprağa girdiğimizde amel defterimizi açık tutacak tek varlık çocuklarımızdır. Hayırlı evlat yetiştirirsek, o iyilik yaptıkça defterimize yazılır. Bu yüzden çocuklarımıza önem verelim. Hepinizi âlemlerin Rabbi Allah’a emanet ediyoruz. Sağlıcakla kalın.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.