56,1136
48,0913
7.179,06

Yaz Kur’an kursları, çocuklarımızın gönlüne Kur’an tohumu ekmenin en bereketli vesilesidir. Camiler, okullar ve vakıf salonları her yaz milyonlarca yavrumuzun Kur’an-ı Kerim’le buluşmasına sahne oluyor. Halkımızın bu teveccühü apaçıktır.Artık bu ilgi görmezden gelinemez. Kur’an eğitimi yalnızca yazın sıcağına bırakılmamalı; yıl boyu profesyonel biçimde sürdürülmelidir. Bu iş Diyanet’in tek başına omuzlayacağı bir yük değildir. Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet, valilikler, belediyeler ve okullar ortak akılla, koordineli çalışmalıdır. TUGVA, Peygamber Sevdalıları ve İlim Yayma Cemiyeti gibi Kur’an’a hizmet eden vakıfların tecrübe, insan kaynağı ve potansiyellerinden mutlaka istifade edilmelidir. Kur’an dersi zorunlu kategoriye alınmalı, Milli Eğitim’in desteğiyle 7’den 70’e herkese ulaşmalıdır.
Karma eğitim meselesi de aynı hassasiyetle ele alınmalıdır. Bilimsel araştırmalar, karma eğitimin çocukların akademik başarısını olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Avustralya Eğitim Araştırmaları Konseyi’nin 270 bin öğrenci üzerinde altı yıl süren çalışması, tek cinsiyetli okulların karma okullara göre yüzde 15 ila 22 daha başarılı olduğunu göstermiştir. ABD Stetson Üniversitesi’nin pilot araştırmasında karma okullardaki erkek öğrencilerin başarı oranı yüzde 55’te kalırken, sadece erkeklerin okuduğu okullarda bu oran yüzde 85’e yükselmiştir. İngiltere’de Fairhurst Lisesi deneyinde ayrı sınıflarda eğitim alan erkeklerde yüzde 26, kızlarda yüzde 22 başarı artışı kaydedilmiştir. Birçok akademisyen, karma eğitimin dayatma bir sistem olduğunu ve bilimsel bir yaklaşım teşkil etmediğini vurgulamaktadır. Uzmanlar, dikkat dağınıklığı, mahremiyet ihlali ve odak kaybının başarıyı düşürdüğünü ifade etmektedir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sözleri bu gerçekliği teyit eder mahiyettedir: “Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin en baştaki argümanı, ‘Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum’ oluyor. Veliyi ikna etmek için gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz. Veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli, isterse erkeklerin gittiği okullara gönderebilmeli.” HÜDA PAR’ın Meclis’e sunduğu kanun teklifi, tam da bu toplumsal beklentiyi karşılamaktadır. Teklif, eğitimin türüne, imkân ve ihtiyaçlara göre yalnızca kız veya yalnızca erkek sınıflarının oluşturulmasına imkân tanımakta; veliye tercih hakkı vermektedir. Bu düzenleme, mahremiyeti koruyacak, başarıyı yükseltecek ve ailelerin inanç değerleriyle uyumlu eğitim talebini karşılayacaktır. Toplumun önemli bir kesiminin beklentisi olan bu adım, pedagojik ve fıtri bir ihtiyaçtır.
Eğitimden bahsetmişken babaların eğitimdeki rolünü görmezden gelemeyiz.Babalar, eğitimin temel direğidir. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evliliğinden sonra yaklaşık altı ay boyunca sabah namazına giderken onların kapısına uğramış, “Ey Ehl-i Beyt, namaza!” diyerek uyandırmış ve Ahzâb Sûresi 33. âyeti okumuştur (Tirmizî). Hadis-i şerifte buyurulur: “Çocuk yedi yaşına gelince namaz kılmasını emredin; on yaşına gelince kılmazsa hafifçe dövün” (Ebû Dâvûd, Salât 26; Tirmizî, Salât 407). Babalar, çocuklarının namazlarını takip etmeli, günde bir kez olsun hanımını ve çocuklarını arkasına alıp cemaatle namaz kıldırmalıdır. Özellikle sabah namazlarını ailece cemaatle kılmak, yuvaya bereket katar. Hz. Ömer’in ifadesiyle, kişinin hanımıyla namaz kılması şeytanın boynunu vurmak gibidir. Üzülerek belirtmek gerekir ki birçok baba çocuklarının namazını ihmal etmekte, gerekli ihtimamı göstermemektedir. Namaz kılan anne-babaların bile çocukları namazsız yetişmektedir. Bu ihmal, namazsız bir neslin önünü açmaktadır.
Yaz Kur’an kurslarını ortak akılla güçlendirelim, karma olmayan eğitimi tercih hakkı olarak sunalım ve babalar olarak evlerimizi namaz yuvası yapalım. Allah, gayretimizi kabul eylesin.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.