Euro

51,3500

Dolar

43,9554

Altın

7.542,42

  • Ekleme: 24.02.2026 10:19 Güncelleme: 24.02.2026 10:20

Ramazan’da vahdet ve ibadet



Bu ramazan ayında en çok konuşulan ve milletimizi ciddi anlamda rahatsız eden orucun başlama günü hakkındaki ihtilafın sebebini izah ederek meseleye girelim.

19 Şubat 2026 Perşembe günü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamasına göre 1447 Ramazan ayı başlamıştır. Hilal, astronomik hesaplara göre 18 Şubat Çarşamba günü Büyük Okyanus bölgesinden itibaren görülebilir hale gelmiş, Türkiye saatiyle görülebilirlik anı 06:42’dir. Dolayısıyla ilk oruç Perşembe günü tutulmaktadır. Ne yazık ki Suudi Arabistan ve bazı ülkeler 18 Şubat Çarşamba’yı ilk gün ilan etti.
Bu ihtilaf ümmeti ciddi manada yaralıyor. Oruca bir gün önce başlamak ümmetin birliğini zedeliyor. İslam ümmetinin halifesi olmayışı bu gibi fitneler doğuruyor. Tek devlet çatısı altında toplanmadıkça hilal ve ibadet tarihlerinde bile birlik sağlanamıyor.

Ulus devletler ümmeti parçaladı; menfaatlerini, kibirlerini ön plana koydular. Müslümanların geleceği için yapay sınırlar kalkmalı, Resulullah’ın nizamı üzere tek bir çatı altında birleşmeliyiz. Türkiye’de yaşayan Müslümanlar olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kararına uymak fazilettir. Ümmetin bir yöneticisinin olmadığı şu ortamda hangi ülkede yaşıyorsak ekseriyetin, âlimlerimizin, hocalarımızın kararına tâbi olalım. Kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek ümmeti yaralar. Hilal tespiti ortak bir komisyonla yapılmalı; bunun için de siyasi birlik, İslam ümmetinin tek devlet çatısı altında toplanması şarttır.

Her ne kadar yaşanan birçok olumsuzluklar olsa da değerli kardeşlerim, Allah’u Teâlâ’ya hamdolsun ki 1447 yılı Ramazan-ı Şerif’e kavuşmuş bulunmaktayız. Bu mübarek ayda Rabbimizin rızasını kazanmak, günahlarımızı affettirmek ve ümmet-i Muhammed’in kurtuluşuna vesile olmak için elimizden geleni yapalım. İşte Ramazan’da yapmamız gerekenler:

- Teravih namazlarımızı camide cemaatle, 20’şer rekât muntazam bir şekilde kılalım; bir gün dahi ihmal etmeyelim. Gücü yeten kardeşlerimiz hatimle kılınan camilere gitsin.
- Sahura kalkar kalkmaz sofraya oturmayalım; önce abdest alıp iki rekât teheccüd kılalım. Secdelerimizi gücümüz yettiğince uzatalım, günahlarımızın affı ve ümmetin kurtuluşu için Rabbimize yalvaralım.
- Seher vaktinde camiye gidip mukabele ile seher cüzlerine katılalım; çoluk çocuğumuzu da seher vaktinde camiye götürelim. İşimiz ne kadar ağır olursa olsun, ne kadar erken kalkarsak kalkalım, seher cüzlerini takip edip sabah namazını camide cemaatle kılmayı başarmaya gayret edelim.
- Evlerimizde Kur’ân-ı Kerim okuyalım; mümkünse ailece her gün bir cüz okuyup Ramazan boyunca hatim indirelim. Okuması zayıf olan kardeşlerimiz televizyondan veya internetten cüz dinleyerek evde Kur’ân sesini yükseltsin.
- Hanımlarımız, kızlarımız, bacılarımız komşularını evde toplayarak gün içinde mukabele okusun, komşularımızla beraber Kur’ân’ı Ramazan’da hatmedelim.
- Tecvid bilen kardeşlerimiz Ramazan boyunca bir âlimin yanında tecvid ve Kur’ân’ı daha güzel okumak için ders alsın; bilmeyenler ise öğrenmeyi kendine hedef edinsin.
- Nafile ibadetleri artıralım: İşrak, duha, evvâbîn namazlarıyla Mele-i Âlâ sakinlerini sevindirip Rabbimize yaklaşalım.
- İftar yemeği verelim ama israf etmeyelim. Akrabalarımızı, komşularımızı, hocalarımızı, talebelerimizi, üzerimizde hakkı olanları evimize davet edelim, amma şuna da dikkat edelim: "Yemeğimizi Hep İyiler Yesin." Bir oruçluya iftar yedirmenin sevabı çoktur. Lüks sofralar yerine vasat sofralar hazırlayıp daha çok insana iftar yedirelim; yarım hurma ile, bir yudum suyla, bir soğuk sütle bile olsa evimizde ikram etmekten ar etmeyelim.
- Zekât ve fitrelerimizi vaktinde verelim, hak sahiplerine temlik ederek ulaştıralım; Umut Kervanı Vakfı gibi güvenilir yerlerle çalışalım. İslam hukukçuları çok iyi bilirler ki zekat siyasi bir ibadettir. Zekatı İslam devleti toplar. İslam devletinin olmadığı ülkelerde İslam devletini ikame etmek isteyen, yeryüzünde adaleti hakim kılmak isteyen, İslami cemaatler zekat toplar. Zekat bireysel yapılacak bir ibadet değildir. Yani nohut fasulye dağıtarak zekatımızı vermiş olmayız.Bu konuya dikkat edelim.
- İnfak ve sadakalarımızı çoğaltalım; Gazze’deki mazlum kardeşlerimiz için imkânlarımızı zorlayalım.

- Ramazan şenlikleri diyerek şarkıcı, türkücü çağıran programlara izin vermeyelim; maneviyatı koruyan, İslami şahsiyetlerle düzenlenen programlara destek olalım.
- Çevremizde oruç tutmayan en az bir kişiyi oruca, namaz kılmayanı namaza teşvik edelim.
- Anne-baba, kardeş, akraba küslüklerini barıştıralım, sıla-i rahmi ihya edelim. Bu ay boyunca dua edelim: “Allah’ım! Bu ayı sana ibadet etmekle doldur; vakitlerini itaatle süsle; gündüzleri oruç, geceleri namaz, dua ve gözyaşıyla geçirmeyi nasip eyle; Ramazan ayının hiçbir saniyesi gafletimize, kusurlarımıza şahit olmasın.”
- Bu arada Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin'i okullarımızdaki Ramazan etkinliklerinden dolayı tebrik ediyor, Allah'ın kendisine hayırlı uzun ömür vermesini diliyoruz. Şeytan ve taraftarlarının İslami çalışmalara öfkelendiğini biliyoruz."...Kininizle geberin! (Ali İmran 119)" ayetini hatırlatıp bu memlekette kafir ve münafıklara nefes alacağı tek bir mekanı dahi bırakmamasını yüce Allah'tan niyaz ederiz.
Ramazanımız mübarek olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.