50,1951
43,1230
6.218,08

Gaziantep’te, İDEV tarafından düzenlenen “Her Aya Bir Aile Semineri” programında bir seminer düzenleyen Eğitimci-Yazar Fatih Taş, ebeveyn-çocuk ilişkilerine değindi.
Şahinbey Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa siyasi parti ve STK temsilcileri, aileler ve çocuklar katıldı.
Ahmet Durmaz Hoca’nın okuduğu Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda selamlama konuşması yapan İDEV Gaziantep temsilcisi Abdulkadir Aydoğan, "İslam medeniyeti her dönemde aileye önem vermiştir. Medeniyetin devamlılığı içinse Müslümanların ümmet bilinci ve İslam şuuruna ermeleri gerekmektedir. Aile, toplumun ve dolayısıyla ümmetin en küçük birimidir. İslam medeniyetinin ümmet bazında kurulabilmesi, öncelikle ailelerin bu medeniyeti özümsemesine bağlıdır. Bunun için aile içinde yaşayan her ferdin İslami bir şuur elde etmesi, İslami bir ahlak ile ahlaklanması, İslam’ı diğer tüm dinlerden ve medeniyetlerden daha üstün görmesi, Allah’ı ve Peygamberi hayatının merkezine koyması gerekmektedir." dedi.
Açılış konuşmasından sonra kürsüye gelen Fatih Taş, "Başkası Değil Sen İlgilen" konulu bir sunum yaptı.
Aileyi aslında bir kale olarak düşünebiliriz diyen Taş, “Eskiden devletler, küçük devletçikler halinde yaşar ve bütün devletleri bir karenin içerisine sığdırıyorlardı. Hem çeşitli doğa şartlarından korunmak hem bir takım vahşi hayvanlardan korunmak hem diğer devletlerin saldırılarından korunmak için öyle bir yöntem geliştirmişler. Hani o kalıntılar bizim için şu anda tarihi bir yapı oldu fakat bizim için bir örneklik teşkil ediyor. Ailelerimizi de bir kale olarak düşünebiliriz. Bu kalenin içerisinde en değerli varlıklarımız var. Biz varız, eşimiz var ve çocuklarımız var. Bu kalenin muhafaza edilmesi elzemdir. Her türlü saldırıya karşı, her türlü baskınlara karşı bizim bu kaleyi muhafaza etmemiz gerekiyor." diye konuştu.
"Evlilikler çok zorlaştı"
Mutlu çocuklar ve mutlu bir ailenin oluşması için önce mutlu bir evliliğin olması gerektiğinin altını çizen Taş, "Türkiye'de ailenin oluşabilmesi için öncelikle evlilik süreci olması gerekiyor. Türkiye'de maalesef evlilik maddi açıdan çok zorlaştı. Eskiden bir sandığın içindeki eşyaydı evlilik. Yani annemizin en değerli eşyaları o sandığın içerisindeydi. Bir yatak, bir yorgan, bir de büyük bir yastık. Ama şu anda evlilikler maddi olarak çok çok zorlaştı. Bir milyon lira masrafla iki genci evlendirebiliyor aileler. Maalesef bu da evlilik yaşının gittikçe ilerlemesine sebep oluyor. Erkekler askerlik yapacak, iş-güç sahibi olacak, ev alacak, evin ihtiyaçlarının tümünü karşılayacak derken yaş 25’e geliyor. Bundan 10 yıl önce 22’lerdeyken evlilik yaşı şuan da 25’lere çıktı erkekler için. Bayanlar için ise 25’lerden 28’lere doğru çıkıyor. 10 yıl içerisinde böyle bir değişim yaşıyoruz. Bu evlilik yaşının gittikçe ilerlemesi gençlerde evlenme fobisine dönüşüyor. Çünkü bir yerden sonra 30 yaşına dayanmış gençler, bu sorumluluktan kaçırıyorlar. Hem maddi açıdan zor olması hem de işte boşanmaların artması, kendini beğendirememe korkusunu bizatihi etrafımızda yaşıyoruz. Dolayısıyla bunun da büyük bir sorun olduğunu kabul etmemiz gerekiyor." şeklinde konuştu.
"Batı'da aile mefhumu çökmüş durumda"
Dünyaya rol model olarak sunulan Batı'daki aile yapısına dikkat çeken Taş, "Batı ülkelerinde aile diye bir mefhum yavaş yavaş kalmıyor. Bizim de böyle yönümüz hep Batı'ya doğru. İşte batı hep gelişmiş, hep ilerlemiş. Maddi açıdan, huzur ve refah açısından ideal toplumlardır diye bize empoze edildi. Günümüz koşullarında Batı'da aile artık çökmüş durumda. Boşanma oranları çok yüksek. Yüzde 70-80’lere varan boşanma oranları var. Bakın Lüksemburg, İspanya, Fransa, Rusya ve ABD’de boşanma oranları yüzde 50’nin üzerinde. Yani evlenen gençlerin yarısından fazlası veya yarısı boşanıyor. Ve bu evlilik sözleşmesiyle henüz evlenirken boşanmaya adım atılıyor. Yani gençler evlenmeden önce oturup aralarında sözleşme yapıyorlar hangi mal kime kalacak, işte boşanacağımız zaman malları nasıl paylaşacağız? Aslında ilerde bir yerde boşanacağız nasıl olsa diye bir tablo ortaya çıkıyor. Dolayısıyla örnek almaya çalıştığımız Batı bu durumda. Evlilik oranları da çok düşük. Batı artık çocukları bir yük olarak görüyor. Oysaki bizim inancımızda, kültürümüzde çocuk bize verilen en değerli emanettir hatta kendi canımızdan daha çok sevdiğimiz bir birey olarak kabul ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Program İbrahim Halil Esen Hoca’nın yaptığı dua ile sona erdi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.