Euro

54,7274

Dolar

47,5207

Altın

6.194,52

haberler
SİYASET

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Terör ülkenin gündeminden bütünüyle çıkmalı

Partisinin Gaziantep 5. Olağan Kongresi'nde konuşan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Şiddet mutlaka ülkenin gündeminden çıkmalı. Sadece bir tek örgüt değil. Bütün örgütler silah bırakmaya teşvik edilmeli ve terör ülkenin gündeminden bütünüyle çıkmalı.” dedi.
  • Ekleme: 03.08.2026 18:35 Güncelleme: 03.08.2026 18:39
HABER MERKEZİ
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Terör ülkenin gündeminden bütünüyle çıkmalı

 

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Şahinbey Kültür Merkezi’nde partisinin Gaziantep 5. İl Kongresi’ne katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle ve açılış konuşmalarıyla başlayan kongrede partililere ve kamuoyuna hitap eden Yapıcıoğlu, terör ve şiddetin ülkenin gündeminden tamamen çıkması ve sorunların meşru zeminde tartışılması gerektiğini vurguladı.

Terör ve şiddetin Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarılarak toplumsal barış, huzur ve güven ortamının sağlanması amacıyla Meclis'e sundukları "Feshedilen veya Münfesih Sayılan Terör Örgütleri Hakkında Kanun Teklifi" ile “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında TBMM’ye gelecek olan yasa teklifi ve sürecin devamıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, ekonomi, aile kurumu, uyuşturucuyla mücadele, siyasetteki yozlaşma ve Gazze'de devam eden soykırıma dair de önemli mesajlar verdi.

“Bu kanuni düzenleme, kanun tekniği açısından çok sıkıntılı bir durumdur”

Meclis'e gelmesi beklenen kanun tasarısını değerlendiren Yapıcıoğlu, “Meclis'e bir kanun tasarısı gelecek. Hani hükümetin ‘Terörsüz Türkiye’ dediği, bizim de ‘PKK'nın Tasfiyesi ve Kardeşlik Hukukunun Yeniden Tesisi’ dediğimiz bir süreç. Hükümet, ‘önce silah bırakıldığı teyit ve tespit edilecek, sonra ben kanunu çıkaracağım’ diyor. Elinde silah olanlar da ‘ben silahı bıraktıktan sonra ne olacağım? Önce bir kanun çıksın, ondan sonra ben silah bırakayım’ diyor. Geçtiğimiz gün Meclis Başkanının, ‘kanun çıkacak fakat bu kanunun yürürlüğü silahların bırakıldığının tespitine bağlı olacak’ şeklinde açıklaması oldu. Böyle bir kanuni düzenleme olmaz. Siz bir kanun çıkardığınızda, ‘ya bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ya da yayımı tarihinden şu kadar sonra yürürlüğe girer’ dersiniz. ‘Şu şarta bağlı olarak yürürlüğe girer’ demeniz kanun tekniği açısından çok sıkıntılı bir durum ve o şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini kim ortaya koyacak? Bir sürü tartışma getirir.” dedi.

“Sürece ilişkin kanun teklifimizi komisyondaki tüm partilere ilettik”

Sürece ilişkin bir kanun teklifi hazırladıklarını ve komisyondaki siyasi partilere de ilettiklerini açıklayan Yapıcıoğlu, “Biz de bir kanun teklifi verdik. Bu kanun teklifimizi de Meclis Başkanlığına sunmadan önce geçtiğimiz yılın Kasım ayında Sayın Cumhurbaşkanına arz ettik. Aralık ayında Meclis Başkanına verdik. Süreçle ilgili bir komisyon vardı, o komisyonda bulunan grupların tamamına verdik. AK Parti, CHP, DEM Parti ve MHP’ye verdik ve bekledik. İstiyoruz ki bu kanun oy birliğiyle çıksın. Bu verdiğimiz teklif bir taslak olsun, bu taslağın üzerinde tartışalım. Geri dönüş yapanlar taslağın iyi olduğunu söylediler. Fakat maalesef orada bir tartışma zemini oluşturamadık. Şimdi yeni bir tur başladı. Partiler birbirlerine gitti-geldi. Teklifi bu hafta büyük ihtimalle Meclis’e sunacaklar, göreceğiz bakalım bizim o teklifimizden ne kadar istifade edilmiş.” açıklamasında bulundu.

“Yaşadığımız sorunların çözüm için samimi bir şekilde meseleye eğilmeliyiz”

Sadece bir örgütün değil, bütün örgütlerin silah bırakmasının teşvik edilmesi gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Şiddet mutlaka ülkenin gündeminden çıkmalı. Sadece bir tek örgüt değil. Bütün örgütler silah bırakmaya teşvik edilmeli ve terör ülkenin gündeminden bütünüyle çıkmalı. Siyaset konuşmalı, sorunlarımızı meşru zeminde tartışmalıyız. Ama meseleyi sadece şiddete de indirgemeden, yüz yılı aşkın bir süredir yaşadığımız sorunları da çözüm için samimi bir şekilde meseleye eğilmeliyiz.” şeklinde konuştu

“Bizim siyasetimiz, koltuk siyaseti değil de kısır tartışma siyaseti de değil”

Siyaset sahasına çıkış amaçlarının altını çizen Yapıcıoğlu, partililere şu şekilde seslendi:

“Yola çıktığımız ilk gün hangi amaçla ve niyetle yola çıktıysak, siyasete niçin atıldıysak, partiyi niçin kurduysak, o temel amacımızı hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın, unutmayın. Biz yola çıktığımız gün şunu dedik: ‘Bizimki parti davası değil. Bizimki mal biriktirme, servet biriktirme, şöhret olma veya bazı makamlara oturma davası değil. Bizim bir davamız var. Davamız, adaleti dünyaya hâkim kılmaktır. Bütün insanları hakiki manada hürriyete kavuşturmaktır. Bu davada yorulmak, emekli olmak, pes etmek ve ümitsizliğe kapılmak asla yoktur. Bizim siyasetimiz, koltuk siyaseti değil ama bizim siyasetimiz kısır tartışma siyaseti de değil.”

“Yanlışı dile getirirken olması gerekenin ne olduğunu da söyledik”

Muhalefet olmanın "her şeye karşı çıkmak" anlamına gelmediğini belirten Yapıcıoğlu, siyasi değişimin yüzeysel kalmaması gerektiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Biz kısır tartışmalarla, birbirimize laf yetiştirmekle bir şey yapabileceğimize inanmıyoruz. Siyaset bu değil, siyaset böyle olmak zorunda değil. Muhalefet olmak, her şeye karşı çıkmak değil. Biz yola çıktığımızdan beri ‘herkesin doğrusuna sahip çıkarız, yanlışı da kim yaparsa yapsın, onun karşısında dururuz’ dedik. ‘Eğriye eğri, doğruya doğru’ dedik. Ama bir yanlışı söylerken, sadece onun yanlışına vurgu yapmakla da yetinmedik. Yanlışı dile getirirken, eleştiri yaparken, olması gerekenin ne olduğunu da söyledik. Yani doğruyu da gösterdik.”

Yapıcıoğlu, halkın öncelikli gündeminin ekonomik sorunlar olduğunu ifade ederek, “Siyasetin gündeminde parti değişiklikleri, koltuk hesapları ve Meclis’teki sandalye dağılımları konuşulurken; halkın gündeminde geçim, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon var. Halkın gündeminde mutfaktaki yangın var. Astronomik kira artışları var. Açlık sınırının epey altında kalan emekli maaşları var. Açlık sınırının üçte ikisine tekabül eden asgari ücret var. Halkın gündeminde dağılan aileler ve saldırı altındaki aile kurumu var. Halkın gündeminde uyuşturucu bataklığına çekilmeye çalışılan gençlik var ve iş bulamayan gençler var. Halkın gündeminde sapıklığın propagandasının serbestçe yapılmasının önüne set çekilememesi var. Halkın gündeminde mukaddesata saldıranların ellerini kollarını sallayarak sokakta gezmesi var. Halkın gündeminde artan faizler, durgun piyasa, kepenk kapatan esnaf, işçi çıkartan fabrika, konkordato ilan eden tüccar var. Özellikle Gaziantep bunu çok iyi biliyor. Ekonomi hiç iyi yönetilmiyor.” ifadelerini kullandı.

Hükümetin ekonomi yönetimi ve faiz politikalarına yönelik dikkat çeken eleştirilerde bulunan Yapıcıoğlu, “Bir dönem Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur, faizler yükselmesin.’ dediğinde muhalefet koro halinde Sayın Cumhurbaşkanı'na saldırdı. Bu işin kitabı, ilmi böyle söylemiyor, sen memleketi nasla mı yöneteceksin?’ dediler. Faizin haramlığına atıf yapılınca, birileri bundan ciddi şekilde rahatsız oldular. Sonra ekonomi yönetimi değişti, faizler yükseldi. Yüzde 8,5'tan yüzde 50'ye geldi. Bununla TL değerli hale getirilecekti. Faiz yükselince TL daha değerli olacaktı ve piyasadan para çekilecek, sıkı para politikasıyla enflasyon düşürülecekti. Ama enflasyon yüzde 30'lardan yüzde 70'lere fırladı değil mi? Şimdi 3 yıl sonra enflasyon tekrar eski seviyesinin bir tık altına düşünce sanki çok iyi bir şey yapılmış gibi kimse bunu pazarlamaya kalkmasın.” dedi.

Faize dayalı mevcut ekonomi yönetiminden, faizden geçinenler hariç herkesin şikâyetçi olduğuna vurgu yapan Yapıcıoğlu, “Faiz yükseldi, piyasa daraldı, sıkı para politikasıyla o faiz, sünger gibi parayı emdi, esnaf iş yapamıyor, çekini ödeyemiyor, milletin cebinde alışveriş yapacak para kalmadı. Sanki enflasyonun sebebi fazla talepmiş gibi çok bir şey halledeceklerini düşünerek bunu yaptılar ama enflasyonun asıl sebebinin maliyetlerin yüksekliği olduğunu her halde hesaba katmadılar ki ne enflasyon düştü ne de görünürde işsizlik rakamları düşüyor. Artık iş bulma umudunu kaybedenler bu hesabın içerisinde olmadığı için böyle ve bu piyasa daralması devam ederse, korkarım ki işsizlik rakamlarında çok daha kötü bir tablo bizi bekliyor.” şeklinde konuştu.

“Ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze'de soykırım devam ediyor”

Küresel sistemin adaletsizliğine ve Gazze'de devam eden soykırıma da dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Halkın gündeminde Gazze ve küresel adaletsizlik var. Gazze'de soykırım devam ediyor. Sözüm Şarm Eş-Şeyh'te garantör bazı ülkelerin de katılımıyla Mısır’da imzalanan ateşkes anlaşmasına göre, Gazze'deki yaralılar tedavi için dışarıya çıkacak. Gazze'ye her gün 600 kamyon yardım malzemesi girecek. Tıbbi malzeme, gıda girecek. Gazze'de yıkılan evlerin yeniden inşası için inşaat malzemesi girecek ve bunların karşılığında HAMAS yönetimi Filistinlilerden oluşan teknik bir heyete devredecekti. Peki ne oldu? Daha geçen gün Trump'ın yapmış olduğu açıklamaya göre, yönetimi ve asayişi de Filistinlilere devretme konusunda güya anlaşmaya varılmış iken siyonist katiller, Gazze'deki hastanenin deposunu vurdular. İlaç ve tıbbi malzeme deposunu yok ettiler. Öyle bir bombalama ki adeta içinde hiçbir şey kalmadı.” dedi.

“Çifte vatandaş siyonistlerin cezalandırılmasına ilişkin kanun teklifi verdik”

Parti olarak çifte vatandaş soykırımcıların yargılanmasına dair TBMM’ye sundukları kanun teklifinin akıbetine dair de açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, “Siyonistlerin çok büyük bir kısmı çifte vatandaştır. Yani cebinde iki tane pasaport taşıyor. Biz, ‘Gazze’deki zulmü durduramıyorsak, en azından bizim pasaportumuzu cebinde taşıyıp gidip orada soykırım suçuna iştirak eden varsa, onları cezalandıralım’ dedik ve bununla ilgili bir kanun teklifi verdik. Çok da ses getirdi. Kanun teklifimiz komisyonda görüşülmeyi bekledi, komisyon bir türlü gündeme almadı. Meclis içtüzüğünün bize verdiği hakkı kullanarak, doğrudan doğruya genel kurul gündemine indirmek için bir önerge verdik, o önergeye, sağ olsunlar, 8 parti destek verdi. Kanu  teklifimiz komisyonda görüşülmeden, doğrudan genel kurulun gündemine getirildi. Gazze ile ilgili olduğu için ilk defa Meclis’te iktidarda olmayan bir partinin önergesi kabul edildi. Fakat maalesef, 158 sıra sayılı bu kanun teklifimiz halen görüşülmeyi bekliyor ama 282 sıra sayılı kanun teklifi meclisten geçti.” açıklamasında bulundu.

“Asgari ücretli dolaylı yoldan vergi vermeye devam ediyor”

Dolaylı vergilerin vatandaşın sırtına yüklediği ağır yüke dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Birkaç yıldır, asgari ücretten vergi kesilmiyor ama asgari ücretli vergi vermeye devam ediyor. Türkiye'de Maliye hazinesine giren her 3 lira verginin 2 lirası dolaylı vergidir. Yani siz harcama yaparken, o eşyanın fiyatı olduğunu zannederek bir ödeme yapıyorsunuz, aslında içinde vergi var. Vergilerin üçte ikisi bu şekilde toplanıyor.” dedi.

“Köpekler açlıktan ölmesin, ama çocuk etiyle de beslenmesin”

Halkın büyük bir kesimini tedirgin eden başıboş sokak köpekleri sorunu hakkında net mesajlar veren Yapıcıoğlu, “Halkın gündeminde ciddi bir şekilde başıboş köpek sorunu vardı. Köpek ve mama lobileri o kadar yoğun baskı yaptılar ki pek çok kişi bunu açıktan dile getirmeye de cesaret edemedi. Devletin birinci görevi vatandaşın canını korumaktır. Köpekler açlıktan ölmesin ama köpekler çocuk etiyle de beslenmesin. Eğer çocuğun sağlığı ya da beden bütünlüğü söz konusu ise gerekirse köpekler itlaf da edilir. ‘Bunlar köpek düşmanı’ dediler. Biz köpek düşmanı değiliz. Ama biz köpeği insandan üstün görmüyoruz, aramızdaki fark bu.” ifadelerini kullandı.

“Ailenin korunması ve sapıklığın propagandasının önlenmesi kanun teklifi verdik”

Aile kurumuna yönelik saldırıların önlenmesi için Meclis'e sundukları yasa teklifini de hatırlatan Yapıcıoğlu, somut adımlar atılması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Biz, ailenin korunması, hayâsızca hareketlerin ve sapıklığın propagandasının önlenmesi için de meclise bir kanun teklifi verdik. ‘Aileyi korumak sadece lafla olmaz. Gelin biz bunun kanununu çıkaralım, aileyi değersizleştiren, nikâhı gereksiz gören, sapık ilişkileri ve gayrimeşru ilişkileri normalleştirmeye çalışan ve her türlü cinsi sapıklığı propagandasını yapmak suretiyle toplumun her tarafına yaygınlaştırıp böylece normal hale getirmeye çalışanların önünü keselim. Bunu suç sayalım, bunun basın yayın organları vasıtasıyla yapılması halinde, kapatmaya kadar gidecek olan cezalar verelim ve sapkınlığın propagandası bu kadar rahat yapılmasın’ dedik.”

“Emeklinin dayanacak gücü kalmadı, maaşlar asgari ücrete eşitlensin”

Her zam döneminde yaşanan enflasyon oranı tartışmalarının emeklilerin sorununu çözmekten uzak olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve bu durumun yasal güvenceye bağlanması için TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi sunduklarını bildirdi.

“Dini değerlere hakaret müstakil bir suç olarak düzenlenmeli”

Mukaddesata yönelik hakaretlerin mevcut ceza kanunundaki yaptırımlarının yetersiz olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Cumhurbaşkanına hakaret ya da 5816 sayılı yasa muhalefet eden kişi, soluğu cezaevinde alıyor. Çoğu tutuklanıyor. Ama mukaddesata saldırı, o kadar ucuz ki adam haşa Allah'a sövüyor, Peygambere hakaret ediyor, dinimizin bütün kutsallarına hakaretleri peş peşe sıralıyor, ifadesi alınıyor ve serbest bırakılıyor. Niye? Çünkü normal hakaret suçu içerisinde düzenlenmiş ve sadece eğer kişiye sahip olduğu dini inancından dolayı hakaret edilirse, onu onun içerisinde bir alt başlık olarak düzenleyen bir ceza kanunumuz var. ‘Gelin biz mukaddesata saldırıyı, dini değerlere hakareti müstakil bir suç olarak kabul edelim ve onlara verilecek cezaları da caydırıcı hale getirelim’ dedik. Dini değerlere hakeret cezasız kalmasın diye kanun teklifi verdik.” dedi.

“İbadet hakkını tanımak yasal bir zorunluluk olmalı”

Cuma namazı vakitlerinde çalışanların yaşadığı zaman sıkıntısına da dikkat çeken Yapıcıoğlu, bu konuda kolaylaştırıcı adımların atılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Cuma günleri İslam dinine mensup insanların kendi ibadetlerini rahatça yapabilmesi için mesai saatlerini ona göre düzenlemek, onlara o ibadet hakkını tanımak yasal bir zorunluluk olsun. Ama sadece memurlara değil, işçilere de bunu yapalım. Öğlen dinlenmesini mesai saatlerini ona göre düzenleyelim, isteyen gidip ibadetini serbestçe yapabilsin dedik.”

“İşi uyuşturucuyla mücadele olan birisi uyuşturucuyu pazarlıyorsa cezası katlanmalıdır”

Kamu görevlilerinin suça iştirak etmesi durumunda yaptırımların çok daha ağır olması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, verdikleri yasa teklifinin detaylarını şu sözlerle anlattı:

“Bir memleket düşünün, bu işin içinde bazı kamu görevlileri var. Biz de ‘işin içerisinde kamu görevlisi olduğunda bununla mücadele etmeniz zorlaşır’ dedik. Biz, bir kanun teklifi verdik. Uyuşturucuyla daha etkin bir mücadele için gelin eğer bir kamu görevlisi bu işi yapıyorsa, onların cezasını katlayarak verelim. Yani görevi uyuşturucuyla mücadele olan birisi bizzat uyuşturucuyu pazarlıyorsa onun cezası normal bir vatandaşın ki gibi olmaz.”

“Meclis’e sunduğumuz ‘Öğrenci Affı’ kanun teklifimiz kanunlaştı”

Okuldan uzaklaştırılan öğrenciler için Meclis'e sundukları af teklifinin yasalaştığını belirten Yapıcıoğlu, “Halkın özellikle üniversitelerden uzaklaştırılmış olan gençlerin, yoğun talepleri vardı. Üniversite öğrencilerine af için bir teklif verdik, o da geçtiğimiz günlerde Meclis'te gece yarısına yakın kanunlaştı. Hayırlı olsun. İnşallah farklı nedenlerle üniversite eğitimini yarım bırakan gençlerimiz, kaldıkları yerden eğitimlerine devam edecekler.” dedi.

“TOKİ ev yapsın, makul bir ücretle dar gelirli vatandaşlara kiraya versin”

Barınma sorununa kalıcı bir alternatif olarak ürettikleri TOKİ formülünü anlatan Yapıcıoğlu, “Şu anda pek çok şehirde kiralar asgari ücretin üzerinde ve emekli maaşının zaten kiralara yetmediğini söylemeye gerek bile yok. Anadolu'daki küçük bazı şehirlere nispeten, kiralar o maaşların biraz altında ama geriye kalanlarla da ancak faturalara yetiyor. Kiracı olanların çok büyük sıkıntıları var. Biz, ‘TOKİ neden sosyal konut yapmıyor? TOKİ ev yapsın, normal makul bir ücretle dar gelirli vatandaşlara kiraya versin. Böylece hem TOKİ'ye sürekli bir gelir oluşur, TOKİ'de daha fazla konut üretebilir’ dedik. Şu anda onunla ilgili de adımlar atılıyor. İstanbul'da yapılan sosyal konutların kiraya verilmesi için önümüzdeki günlerde bir kura çekimi yapılacak.” açıklamasında bulundu.

“1982 Anayasa’sı milletin ayağına vurulmuş bir prangadır”

Türkiye’nin kendi anayasasını yapması gerektiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Eğer Türkiye Yüzyılı olacaksa bu 1982 Anayasası'yla olmaz. Darbe anayasasıyla bu iş olmaz. 1982 Anayasası, bu milletin ayağına vurulmuş bir prangadır. Anayasa değişikliği siyasetin gündeminden çıkmışken bile biz, sürekli ‘Türkiye'nin acilen kendi anayasasını yapması gerekir’ dedik. Bu anayasa siviller tarafından yapılmalı. Bu anayasa milletin değerleriyle barışık olmalı, uyumlu olmalı. Bu anayasa bizim anayasamız olmalı. Başkasının bize dayattığı anayasa ya da Avrupa'dan ithal edilmiş tercüme anayasa olmamalı. Bu konuda da inşallah biz ısrarımızı sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

Tek listeyle gidilen kongrede, HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanlığı’na tüm delegelerin oyunu alan Mustafa Kaya seçildi. 
Kongreye, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, Genel Başkan Yardımcısı Halef Yılmaz, parti yöneticileri, teşkilat mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

 

 

 

 

 



 

Son Eklenenler

Çok Okunanlar

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.