kaa

HÜDA PAR Genel Sekreteri Demir: Gazze’ye sahip çıkmalıyız

HÜDA PAR Genel Sekreteri ve Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir, “Gazze’ye sahip çıkmak ve müdafaa etmek zorundayız. İslam ülkeleri kendilerine sıra gelmesin, kendileri düşmesin diye Gazze’ye sahip çıkmak zorundadırlar.” dedi.

HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanlığı tarafından Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun 102'inci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen programa halk yoğun ilgi gösterdi.

Gaziantep'in işgalci ve sömürgeci Fransızların işgalinden kurtuluşunun 102'nci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen programda konuşan HÜDA PAR Genel Sekreteri ve Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir, Kudüs ve Mescid-i Aksa davası konusunda önemli mesajlar vererek önemli uyarılarda da bulundu.

Her karışı İslam ile yoğrulmuş Gaziantep'in sömürgeci Fransız ve İslam düşmanı emperyalist ülkelerin işgalinden kurtuluşunun 102'nci yıldönümü nedeniyle partisinin İl Başkanlığı tarafından Şahinbey Kültür Merkezi'nde düzenlenen, Gaziantep2in kanaat önderlerinden olan Avukat Enver Bakırcı'nın yanı sıra Eğitimci-Yazar Dr. Abdulkadir Turan ve Tarihçi-Yazar Mustafa Armağan’ın da birer konuşma yaptığı programda konuşan HÜDA PAR Genel Sekreteri ve Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir, katil ve işgalci siyonistler ile emperyalistler tarafından yıllardır işgal edilen Gazze’nin düşmemesi çağrısında bulundu.

Siyonistlere ve Yahudilere devlet kurma hakkının Balfour Deklarasyonu sayesinde 1917’de verildiğini hatırlatan Demir, siyonizm ile emperyalizmin çok ciddi bir işbirliği içerinde olduğunu ve Gazze’nin 7 Ekim’den beri kuşatılmasında da bu işbirliğinin açıkça görüldüğüne dikkat çekti.

“Siyonizmi İslam ülkelerine emperyalizm yerleştirdi”

Bir türlü Osmanlı İmparatorluğuna güç yetiremeyen ve 1900’lü yıllarda siyonizmden ve Yahudilerden kurtulmak isteyen emperyalizmin, siyonizmi İslam ülkelerine yerleştirdiğini ifade eden Demir, şöyle devam etti:

“Emperyalizm son dönemde ne ettiyse Osmanlı devletini çöktüremedi. Osmanlı ile uğraştı, Osmanlı’yı parçalamaya ve bölmeye çalıştılar ama muvaffak olamadılar. Siyonistlerde ne ettilerse Osmanlı’dan Kudüs’ü koparamadılar. Sonuçta ikisi bir araya geldi, güçlerini, fikirlerini birleştirdiler ve muvaffak oldular gibi ama Allah-u Teala onları muvaffak etmesin, Müslümanların birliğini tesis etsin. 1900’lü yılların daha sonrasında dünya aslında siyonizmden, Yahudilerden kurtulmak istedi onları yavaş yavaş İslam dünyasına doğru itti. Osmanlı o zaman siyonistlerin çöplüğü haline getirildi. Theodor Herzl, bu işi organize edenlerin bir tanesiydi. Bu işin arkasında ciddi anlamda bir İngiliz aklı var. Theodor Herzl’in ‘Yahudi Devleti’ adlı kitabında yazdığı bazı kararlar var. Birincisi, Yahudi devleti muhakkak kurulacak. İkincisi Filistin ile Arapları Osmanlı’dan çıkarılması lazım. Üçüncüsü bazı Araplarla dost görünecek, Osmanlı aleyhine hissiyatlar çıkarılacak. Dördüncüsü.Abdulhamit tahttan indirilecek. Beşincisi Osmanlıyı yıkmak için bir cihan harbi çıkarılacak, yetmez ise ikinci cihan harbi çıkarmak için zemin oluşturulacak. Altıncısı Araplar Filistin’den kovulacak ve bir Yahudi devleti kurulacak. Yedinci ve son madde; 100 yıl sonra ‘Arz-ı Mev'ud’ olarak ilan ettikleri devlet kurulacak. Yani bizim Nil ile Fırat’ın arasındaki bölgeyi kast ediyorlar. Theodor Herzl, bunları Yahudi kongresinde dile getirerek, siyonizme göz kırparak ‘İslam ümmetini ancak ben parçalayabilirim’ dedi. Geri kalan neredeyse bütün maddeleri yaptılar ve muvaffak oldular. Ama ‘Arz-ı Mev'ud’ üzerinden hepsini kuşatacak bir Yahudi devletini kurmada şimdiye kadar muvaffak olamadılar, Allah’ın izniyle olamayacaklardır.”

“Yahudi ve siyonist devletinin temeli Balfour Deklarasyonundan geliyor”

Demir, Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıfladığı ve Abdülhamit Han’ın direnmeye çalıştığı dönemlerde siyonistlerin ciddi anlamda organize olduklarını ve siyonistlerin Osmanlı'ya karşı savaştığına dikkat çekerek, “O dönem ciddi bir İngiliz akıl desteği var. Neticede sonlara doğru ciddi bir oluşuma dönüşmeye başladılar. 1915 Kurtuluş Savaşı döneminde fiili olarak ilk ordularını kurdular. Osmanlılara karşı İngilizlerin, Yunanların safında çarpışacak ‘Siyon Katır Birliği’ni kurdular, buna ‘Katır Bölüğü’ diye de atıfta bulunulur. 500 kişilik bir bölüktür. Bu bölüğün Osmanlı’yı yenemeyeceğini biliyorlardı. Ama bu bölük ile hem ilk örgütlü ordu kurdular hem batıya, siyonizme ‘bak sizin için hazırız. Resmi, somut olarak bize destek çıkın. Biz istediğimizi yapalım’ anlamında işaret vermiş oldular. Bu bölük gah cephenin gerisinde gah ilerisinde gah fiili olarak farklı farklı cephelerde savaştı. Siyonistlerin tabiriyle bu katır bölüğü Balfour Deklarasyonunu getirdi. Batı ve İngilizler, bu katır bölüğünü ödüllendirmek istediler ve 1917’de ilk resmi anlamda siyonistlere, Yahudilere devlet kurma hakkı bu Balfour Deklarasyonu sayesinde verildi. Şu anda kurulan Yahudi ve siyonist devletinin temeli Balfour Deklarasyonundan geliyor. Balfour Deklarasyonu bir dayanak haline getirildi.” dedi.

“Dünyada siyonizm ve emperyalizm sorunu var”

Demir, “Bizim karşımızda olan siyonizm ve emperyalizmin, İngiliz aklın ortak cephesidir. Amaçları İslam ümmetini ilelebet darmadağın hale getirmek ve bir daha toparlanamaz hale getirmekti. Nitekim Theodor Herzl’in yazdığı gibi Birinci Dünya Savaşı çıkarıldı ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı kurtlar sofrasında bölüşülmeye başlandı. Hilafet gitti, İslam ümmeti darmadağın oldu. O zamandan şimdiye kadar siyonizm halen küresel aklın taşeronluğunu, uşaklığını yapmaya devam ediyor. O zamanki görevleri Osmanlı’yı yıkmak, İslam ümmetini dağıtmak, bir daha bir imparatorluk kurmamak noktasında tamamıyla parçalamaktı. Şimdi ki görevleri İslam ümmetinin içerisine fitne kazanını kaynatmak, Amerika’nın, İngiltere’nin en uç, en ileri karakolu olmak.  Amerika’nın ve İngiltere’nin güvenliğini sağlamak anlamında bütün Ortadoğu’yu, İslam coğrafyasını darmadağın edip karıştırmak, fitneyi yaymak, savaşları ve tefrikayı yaygınlaştırmak. İslam ülkelerinin tamamında özellikle petrol bölgelerinde kendi istihbaratlarını yerleştirmek, hem İslam ümmetinin zenginlik kaynaklarını sömürmek, batıya peşkeş çekmek hem fitne kazanını devamlı kaynatıp İslam ümmetinin hiçbir zaman bir arya gelmeyecek şekilde parçalı halde tutmak. Şu anda israilin yaptığı budur. Bu nedenle arkalarında bütün küresel sömürünün, güç odaklarının tüm imkanları maddi-manevi, istihbarı, askeri, kültürel yani bütün imkanlarını seferber etmişler ve israili korumaya çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Gazze’yi işgal edenler sadece siyonistler değil”

Filistin direnişinin sadece terör rejimi israil ile savaşmadığına dikkat çeken Demir, 7 Ekim’den bu yana terör rejimi israili desteklemek için birçok batılı ülkenin Gazze’deki soykırımı desteklediğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Şu anda fiili olarak Gazze’de savaşan aslında siyonistler değil, Amerika, İngiltere ve ortaklarıdır. Hamas bütün kaynaklarında, ‘Bizimle savaşan, onların başında olan komutanları Amerikalılar İngilizlerdir. Siyonist askerler bizi gördükleri yerlerde silahlarını, teçhizatlarını bırakıp kaçıyorlar. Onların bize karşı bir saat bile direniş gösterme gücü yoktur’ diyorlar. Hamas’ın Aksa Tufanı ile 7 Ekimde ele geçirdikleri bir CIA üssünde bütün İslam ülkelerinin merkez üssü sayılan bir üssü ele geçirdiler ve bütün arşivi aldılar. Belki de Amerika’nın canavarlaşmasını, hırçınlaşmasının ve vahşileşmesinin temelinde bu vardır.”

“İşgal ve kuşatma aslında olan İslam ümmetidir, Gazze değildir”

“Şu anda işgal ve kuşatma aslında olan İslam ümmetidir, Gazze değildir” diyen Demir, “İslam ümmetinin kuşatması bitmeden Gazze kuşatmasına yeltenmediler. Mescid-i Aksa’yı ele geçirmeye yeltenemediler. Şu anda İslam ümmetinin tamamını gözümüzün önüne getirelim. Ayakta kalan hiçbir ülke yok. Ümmet namına hiçbir şey yok. Gazze’ye sahip çıkabilecek kimse de yok. Halkları ve sizin gibi gayretli Müslümanları istisna ediyorum. Dünyanın her tarafında Müslümanlar ve halklar ayaktadır. Şu anda İslam ülkelerinin yönetimleri, yetkilileri ve ellerinde güç olan yapıları bugün fiili işgal altındadır ve Gazze’ye sahip çıkamayacak noktaya getirilmişlerdir. Her biri şantajla, askeri tehditle, iktisadi bir kuşatmayla, farklı farklı yol ve yöntemlerle her biri esir alınmış, Gazze’ye sahip çıkacak bir güce sahip değil.” diye konuştu.

“İslam ülkeleri de Gazze gibi kuşatma altındadır”

Gazze gibi İslam ümmetinin diğer bütün ve en önemli şehirlerinin de işgal altında olduğunu vurgulayan Demir, “Kahire işgal altında değil midir? Mekke işgal altında, kuşatma altında değil midir? Diğer bütün İslam beldelerini önünüze koyun, hangisinin İslam ümmetiyle, Gazze ile Kudüs davasıyla, ortak değerlerle, ümmet anlayışıyla bir alakası vardır. Hangisi siyonizme karşı bir güç, bir kuvvet koyabilme iradesi ortaya koyabilmiştir. Her birinin diğeriyle bir sorunu, çatışması vardır. Hepsi birbirine düşürülmüş, hepsi İslam ümmetinin ortak paydası olan Kudüs’ü unutmuşlardır. Nasıl İslam ülkelerinin birçok beldesi işgal altındaysa Gazze’de kuşatma altındadır. İslam ülkelerinin ortak paydası, mihenk taşı şu anda Gazze’dir. İslam ümmetinin bir araya gelebildiği tek nokta şu an Gazze’dir. Şu anda İslam ülkelerindeki halkların tamamının bir araya gelebildiği tek cephe Kudüs davasıdır. Selahaddin Eyyubi’nin misyonudur.” şeklinde konuştu.

“Gazze düşerse ümmet düşer”

Gazze’nin düşmemesi gerektiğini belirten Demir, “Çünkü Gazze düşerse ümmet düşer. Gazze düşerse emperyalizm ve siyonizmin ortaklaşa kurdukları cephe galip gelecektir. Gazze düşerse İslam ümmeti namına hiçbir şey kalmayacaktır. Bu durum açık bir şekilde ortadadır. Gazze düşerse sonraki durak Ürdün’dür, Lübnan’dır, Yemen’dir, Irak’tır, Suriye’dir ve Türki’yedir. Gazze’ye, ümmetin ortak değerlerine sahip çıkan kim olursa olsun hem siyonizmin hem de uşaklarının hedefi halindedir. Eğer Gaziantep düşseydi; ne olacaktıysa bugün Gazze düşerse aynısı olacaktır. Kurtuluş Savaşı’nda eğer Gaziantep, Şanlıurfa düşseydi; eğer Çanakkale'de düşman mağlup edilmeseydi, bugün Anadolu'da Müslüman halklar adına hiçbir şey kalmazdı. Var olan şeyler de olmayacaktı. Gazze düşerse İslam ümmetinin kurumsal ve tüzel kişilik anlamında hiçbir şeyi kalmaz, tefrikalar ve fitneler başını alıp gidecek, Allah muhafaza çok büyük bir mağlubiyet ortaya çıkacak. Gazze'nin düşmesi için bütün imkanlarını seferber etmişler ve bütün güçlerini ortaya koymuşlar. Her düşman ülke savaş gemilerini getirip yanı başımıza koymuş, hangi ülkeden cılız bile olsa ses çıksa açıkça tehdit ediyorlar.” dedi.

“Asıl Sorun siyonizm ve emperyalizmdir”

Emperyalist ABD’nin Başkanı Joe Biden’ın, “İsrail olmasaydı bir israil icat etmek zorunda kalırdık” hadsizliğine atıfta bulunan Demir, şöyle konuştu:

“İsrailin bugün varlık sebebi aslında sadece siyonist değerler değil. İsrailin bugünkü varlık sebebi İslam ümmetinin dağıtılıp parçalanması ve sömürülmesinin daimi olarak devam edilmesi, küresel emperyalizmin bu coğrafyadaki çıkarlarının korunmasıdır. Bugün asıl israilin istediği bu. Çünkü israil, ‘ben Amerika’yı, batıyı ikna edip kendi arkama almışım, onlar bana hizmet ediyor’ diyor ve kendisini böyle teselli ediyor. Ama aslında Amerika ve batıda, ‘biz kendimize uşak bulmuşuz , israil bizim çıkarlarımıza hizmet ediyor’ diyorlar. Yani çıkar ve menfaat noktasında bir ortaklık, bir buluşma söz konusudur. İkisi de birbirini kullanmaya çalışıyor. Ama ortak payda İslam ümmetinin dağıtılması, Müslümanların kanının akıtılması, bu coğrafyanın darmadağın edilmesi ve yeni Selahaddinlerin çıkmasının engellenmesidir.”

“Gazze’yi müdafaa etmek zorundayız”

HÜDA PAR olarak her zaman Gazze'nin ve Gazzelilerin yanında olduklarını ifade eden Demir, “Gazze’ye sahip çıkmak zorundayız. Gazze’yi müdafaa etmek zorundayız. İslam ülkeleri kendilerine sıra gelmesin, kendileri düşmesin diye Gazze’ye sahip çıkmak zorundadırlar. Gazze, Mescid-i Aksa ve Kudüs çok vefakâr bir şehir, mukaddes bir beldedir. Selahaddin Eyyubi  bin yıldan beri İslam ümmeti tarafından hayırla yad ediliyor. Kim Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmışsa hep şerefli kalmıştır. Bugünde öyledir. Kim İslam ve Kudüs davasına sahip çıkarsa; İslam ümmetinin en şereflisi, en azizi olarak yerini garantilemiş olacak. Ama kim sırtını Mescid-i Aksa’ya, Kudüs davasına dönerse; çıkarının, menfaatinin peşine düşerse de hep kötü bir şekilde anılacaktır. Gazze'nin müdafaası Gaziantep'in müdafaasıdır. Gaziantep'in düşmemesi nasıl ki bu memleketin bekasını temin etmişse Gazze'nin müdafaası ve korunması da Allah'ın izniyle İslam ümmetinin bekasını muhafaza edecektir." şeklinde konuştu.

 

Etiketler